EVRENİN HAYALETİ “KARANLIK MADDE” – GÖKHAN GÜLMEZ
HABER MERKEZİ – Uzay denilince aklımıza parlayan yıldızlar, rengarenk nebulalar ve devasa galaksiler gelir. Ancak acı gerçek şu ki; bugüne kadar teleskoplarla gördüğümüz her şey, koca evrenin sadece %5’ine tekabül ediyor. Geriye kalan devasa boşluğun içinde ne var? Gazeteci Gökhan Gülmez, bilimin en karanlık dehlizlerine inerek “Karanlık Madde” dosyasını aralıyor.
Galaksileri Bir Arada Tutan Görünmez El
Evreni devasa bir saatin dişlileri gibi düşünün. Eğer sadece gördüğümüz yıldızların kütlesine güvenseydik, galaksilerin çoktan dağılıp uzay boşluğuna savrulması gerekirdi. Ancak bir şey onları bir arada tutuyor. Gökhan Gülmez’in analizine göre; bizler bir okyanusun üzerindeki köpükler gibiyiz. Okyanusun kendisi ise, yani bizi taşıyan o devasa kütle, Karanlık Madde’den başkası değil.
Işık Bile Ona Hükmedemiyor
Karanlık Madde’nin en ürkütücü yanı; ışığı yansıtmaması, soğurmaması ve hiçbir şekilde tespit edilememesi. O, atomlardan oluşmuyor. Bizim bildiğimiz hiçbir maddeye benzemiyor. Ancak kütle çekimiyle evrenin iskeletini oluşturuyor. Gülmez bu durumu şu çarpıcı cümleyle özetliyor: “Göremiyor olmamız, orada olmadığı anlamına gelmez; sadece bakmayı henüz öğrenemediğimizin bir kanıtıdır.”
Bilimin Sınır Çizgisi
Bugün dünyadaki en gelişmiş laboratuvarlar, yerin kilometrelerce altında bu hayalet parçacığı yakalamaya çalışıyor. Gökhan Gülmez’in araştırmalarına göre, bu gizem çözüldüğünde insanlık sadece uzayı değil, varoluşun temelini de yeniden tanımlamak zorunda kalacak.
“Bizler evrenin %5’inde yaşıyor, %95’ini ise sadece hayal edebiliyoruz. Ama gerçek, o karanlığın tam kalbinde gizli.”