Başakşehir Polis Merkezinde Gazeteciye Suçlu muamelesi,Saldıranlara ise Koruma Kalkanı skandalı
İSTANBUL – Basın özgürlüğü, ESKOOP Sanayi Sitesi Kooperatifi önünde ağır bir saldırıya uğradı. 500 bin TL’lik rüşvet iddiasını haberleştiren Araştırmacı Gazeteci Gökhan Gülmez, kamuya açık alanda röportaj yaparken aralarında silahlı güvenliklerin de bulunduğu yaklaşık 15 kişilik bir grubun fiziki ve sözlü saldırısına maruz kaldı.
Haberin devamı Videonun altındadır
Rüşvet İddiası Ortalığı Karıştırdı
Olayların fitili, Nas Emlak’ın sahibi Kamil Nas’ın şok iddialarıyla ateşlendi. Kamil Nas, ESKOOP Kooperatif Başkanı Yusuf Akgün’ün kendisinden 500 Bin TL talep ettiğini öne sürmüş, bu iddia Cesur Haber TV ekranlarında yankı bulmuştu.
İddiaların odağındaki yönetimin cevabını ve mağdurun beyanlarını almak üzere kooperatif binasının önündeki boş alanın hemen yanındaki kaldırımda çekim hazırlığı yapan Gökhan Gülmez, Kooparatif yönetiminin talimatıyla organize bir engelleme girişimiyle karşılaştı.
Kaldırımda “Kurtlar Sofrası”: 15 Kişilik Kuşatma
Gökhan Gülmez, Kooparatif Yönetim binasının ana cadde tarafında bulunan yaya Kaldırımının üzerine tripod üzerindeki kamerasını kurup mikrofonu Kamil Nas’a uzatacağı esnada, kooperatif binasından çıkan yaklaşık 15 kişilik bir grup tarafından Cesur Haber kamerasının etrafı sarılarak ablukaya alındı.
Görgü tanıklarının ve O an ropörtaj kaydına başlayan kamera kayıtlarının aktardığına göre saldırgan grup içerisinde şu isimler ve sıfatlar dikkat çekti:
Kendini Güvenlik Müdürü olarak tanıtan eski bir Jandarma Astsubayı,
Yanında bulunan 2 silahlı özel güvenlik elemanı,
Kooperatif yönetim kurulunda olduğunu iddia eden 2 şahıs,
Kooperatif bünyesinde çalışan bir mimar ve çok sayıda saha personeli olduğunu iddia eden şahıslar.
“Devletin Yolu Bizim Mülkümüzdür” Küstahlığı
Hukuk tanımaz Kooparatif yönetim binasından çıkan grup, devletin tapulu yolu ve yaya kaldırımının kooperatifin özel mülkü olduğunu iddia ederek, Araştırmacı Gazeteci Gülmez’in çalışma alanını gasp ettiler.
Kamu görevi yürüten bir gazetecinin etrafını Belinde Silahları olan Özel Güvenlik personeliyle sararak adeta bir suç örgütü edasıyla hareket eden şahıslar; şiddet, hakaret ve tehdit içerikli söylemlerle haber yapılmasını engellemeye çalıştı.
Başka bir konuda acaba Belinde Tabancaları bulunan Özel Güvenlik kıyafeti giymiş kişilerin o silahları taşıma ruhsatları Bina içersinde güvenlik amaçlı ruhsatlımı ? yoksa Sokak ,Cadde ve Yaya Kaldırımlarındada Taşıma ruhsatları varmı ? Yetkileri varmı bu konu hakkında da Devletimizin ilgili kurumlarının araştırma yapması gerekmektedir.
Kamu Görevi yapan Bir Televizyon adına çekim yapmak üzere gelen Cesur haberin kamerasına neden silahlı güvenlik personelleriyle geliniyor ? AmaçPisikolojik baskı yapıp korkutmakmı ? Yoksa başka bir şeymi ? Araştırılması gereken bir konudur.
Mafyatik Yöntemlerle Kameraya El Konuldu!
Gerginliğin tırmandığı anlarda, yönetim kurulu üyesi olduğunu iddia eden bir şahsın, kabadayı tavırlarla zor kullanarak Cesur Haber TV kamerasını kaldırımdan zorla gasp edilerek söküp alması bardağı taşıran son damla oldu.
Türk Ceza Kanunu’na (TCK) göre “Haberleşme ve Basın Özgürlüğünün İhlali”, “Görevi Engelleme” ve “Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma” Basın Kamerasına zorla sahip olma el koyma” gibi TCK’ya göre net suç unsurlarının oluştuğu olayda, gazeteci Gülmez’e karşı nezaketsiz ve saygısız bir tutum Eskoop Koparatifi Yönetimi tarafından sergilendi.
Suç Duyurusu Hazırlığı
Yaşanan bu “organize sansür” girişimi sonrası, basın mensuplarının ve halkın haber alma özgürlüğüne darbe vuran bu Eskoop Kooparatifi mensubu olan grup hakkında Cesur Haber Gökhan Gülmez tarafından adli sürecin başlatılacağı açıklandı.
Silahlı korumalar eşliğinde bir gazeteciyi susturmaya çalışan zihniyetin, 500 Bin TL’lik rüşvet iddiasının üzerine bu şekilde gitmesi “Neyi gizliyorsunuz?” sorusunu bir kez daha gündeme taşıdı.
NOT: Basın hürdür, sansür edilemez! Devletin kaldırımını kendi derebeyliği sananlara karşı hukuk mücadelesi devam edecektir.
ESKOOP Kooperatifi önünde organize bir grubun saldırısına uğrayan Araştırmacı Gazeteci Gökhan Gülmez, sığındığı adaletin kapısında ikinci bir şok yaşadı. 112 Acil Yardım hattını arayarak can ve mal güvenliği talebinde bulunan Gülmez, olay yerine gelen ve ardından sevk edildiği Başakşehir Polis Merkezi’ndeki görevlilerin TCK’yı hiçe sayan yanlı tutumları nedeniyle 8 saat boyunca adeta “hürriyetinden yoksun” bırakıldı.
Polis Ekipleri Görevini mi Unuttu?
Olay yerine intikal eden polis ekipleri, kamera kayıtlarında açıkça görülen saldırı, gasp ve engelleme suçlarına rağmen, suç işleyen kooperatif yönetimini karakola götürmek yerine adeta koruma altına aldı. Gazeteci Gökhan Gülmez’in şikayetçi olduğunu ve delillerin ivedilikle toplanması gerektiğini beyan etmesine rağmen, emniyet güçlerinin kooperatif yönetiminin isteği doğrultusunda hareket etmesi akıllarda soru işareti bıraktı.
8 Saatlik “İfade” İşkencesi
Karakolda yoğunluk olmamasına rağmen Gökhan Gülmez, tam 8 saat boyunca bekletildi. Mağdur sıfatıyla gittiği karakolda bazı polis memurlarının nezaket sınırlarını aşan, sert ve suçlu muamelesi yapan tavırlarıyla karşılaşan Gülmez, hukuki haklarını kullanmak istediğinde ise duvarla karşılaştı:
Görüşme Taleplerine Ret: Gülmez’in İlçe Emniyet Müdürü ve Nöbetçi Müdür ile görüşme talepleri, görevli memurlar tarafından hukuksuz bir şekilde geri çevrildi.
Yarım Sayfalık Geçiştirme: Saatler süren bekleyişin ardından, Gülmez’in detaylı anlatımları görmezden gelinerek sadece “karşı tarafın şikayeti üzerine” yarım sayfalık bir ifadeyle geçiştirilmeye çalışıldı.
Cevapsız Telefonlar: Mağdur gazeteci, karakolda bekletildiği süre boyunca Google üzerinden ulaştığı Başakşehir Kaymakamlığı ve İlçe Emniyet Müdürlüğü telefonlarını defalarca aramasına rağmen, telefonlara tek bir memur dahi cevap vermedi.
Polis Müfettişlerine Açık Çağrı : Başakşehir Polis Merkezi Kamera Kayıtlarını İnceleyin!
Gazeteci Gökhan Gülmez, yaşadığı bu hukuksuz süreci yargıya taşımaya hazırlanıyor. İçişleri Bakanlığı, Valilik ve İl Emniyet Müdürlüğü müfettişlerine çağrıda bulunan Gülmez, Başakşehir Polis Merkezi’nin o güne ait güvenlik kamera kayıtlarının incelenmesi durumunda; kendisine yapılan bazı memurların pisikolojik baskısının, nezaketsiz tutumun ve saldırganların nasıl kayırıldığının tüm çıplaklığıyla ortaya çıkacağıkamera kayıtlarıyla alanen ortada olduğu gözükecektir.
“Başakşehir ilçe sınırlarında Derebeylik mi var ? “Burası Türkiye Cumhuriyetidir ve Hukuk Devletidir.”
Bir gazetecinin kamu görevini yaparken saldırıya uğraması ve ardından sığındığı polis merkezinde “suçlu” muamelesi görmesi, Gazeteciye saldıranlar hakkında yasal işlemlerin yapılmaması basın özgürlüğüne vurulmuş en ağır darbelerden biridir.
Kamuoyu şimdi şu sorunun cevabını bekliyor: Başakşehir’de kanunlar kooperatif yönetimlerine göre mi işliyor , yoksa Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre mi ?
Cesur Haber Notu: Hiçbir baskı, hiçbir hukuksuz alıkoyma bizi gerçekleri yazmaktan alıkoyamaz. Başakşehir Polis Merkezi’nde yaşanan bu skandalın takipçisi olmaya Yasal Haklarımızı kullanarak sonuna kadar devam edeceğiz.