DOLAR
EURO
ALTIN
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C
Smiley facehttps://cesurtv.com/
Smiley face

Gazeteci Gökhan Gülmez’in Tanıklığı , 15 Temmuz Gecesi Beşiktaş’ta Direniş

yönetici
Türkiye'de ve uluslararası alanda araştırmacı gazetecilik yapan Gökhan Gülmez, , özellikle siyasi yapıların, diasporaların,Yolsuzluk ve kamu kurumlarının denetimi üzerine yoğunlaşan bir gazetecidir.

15 Temmuz 2016 gecesi Türkiye’nin demokrasi tarihine kara bir leke olarak geçen hain darbe kalkışması sırasında, İstanbul’un kritik noktalarında yaşanan olaylar halkın ve güvenlik güçlerinin direnişiyle engellendi.

Araştırmacı gazeteci Gökhan Gülmez, o gece Beşiktaş Meydanı’nda yaşananları ve kendi tanıklığını Cesur Haber aracılığıyla kamuoyuna aktardı.

Gazeteciliğin Sahadaki Rolü
Araştırmacı gazeteci Gökhan Gülmez’in tanıklığı, basının kriz anlarında nasıl bir refleks göstermesi gerektiğini hatırlatıyor. Darbe kalkışmasının başladığı anda kamerayla Beşiktaş Meydanı’na koşmak, yalnızca haber yapmak değil, aynı zamanda tarihe tanıklık etmek anlamına geliyordu. Gazetecilik, böyle anlarda salt gözlemci değil, aynı zamanda kamuoyunun bilgilendirilmesini sağlayan bir direniş aracıdır.

Olayların Seyri,Beşiktaş Meydanı ve Başbakanlık Ofisi Önü

Darbe kalkışmasının başladığı ilk saatlerde Boğaziçi Köprüsü’nün tanklarla kapatıldığı haberini alan Gülmez, Beşiktaş Hattat Tahsin Sokak’taki haber merkezinden çıkarak kameralarıyla canlı yayınlara başladı.
 Vodafone Arena’ya Fetöcü Hainlerin İnişi

Helikopterle gelen bir tim asker kıyafeti giymiş darbeci , Başbakanlık Ofisi’ni ele geçirmek amacıyla Vodafone Arena Stadı’na indi. Orada bulunan Aslan Parçaları Vatan sevgisiyle herşeyi göze alan Bir kaç kişiden oluşan MİT ve Polislerle birlikte hareket eden Gökhan Gülmez ve çevredeki vatandaşlar, Beşiktaş’a giden yolu kapatarak darbecilerin ilerlemesini engelledi.

O gece Başbakanlık Ofisini ele geçirilmesine engel olunmasına en büyük faydası olan MİT elemanlarının moto kurye gibi her tarafta küçük motorsikletlerle gezerek hangi noktalardan saldırı olacağının İstihabaratını vermeleri bizlere çok faydası oldu çünkü Sadece Vodofona arena stadı yolundan değil Ortaköy ve Yıldız tarındanda bulunduğumuz noktaya gelmeye çalışan Fetöcü teröristler vardı , ancak bizlerin kararlı duruşuyla gelemediler.
Halkın Direnişi

Yaklaşık 70-100 kişilik bir grup vatandaş, polislerle birlikte barikat kurarak darbecilerin Başbakanlık Ofisi’ne ulaşmasını önledi. Bu direniş, İstanbul’un kritik noktalarından birinde darbenin başarısızlığa uğratılmasında önemli rol oynadı.

Gazetecilik ve Tavır
Gülmez, darbe gecesi meydanlara çıkmayan bazı gazeteciler ve siyasetçilerin sonrasında rant amaçlı dernekler ve STK’lar kurduğunu, devletin zaafiyetinden faydalanarak ihaleler aldığını belirtti. Kendisi ise hiçbir zaman şahsi menfaat peşinde koşmadığını, yalnızca vatan için mücadele ettiğini vurguladı.

Sonradan Yazılan Hikâyeler
15 Temmuz’un ardından ortaya çıkan tablo ise farklı bir gerçeği gösterdi. Meydanlarda bulunmayan bazı gazeteciler ve siyasetçiler, sonrasında kendi çıkarları için dernekler ve STK’lar kurarak devletin zaafiyetinden faydalandı. Bu durum, gazeteciliğin asli görevinden saparak rant aracı haline getirilebileceğini gösteriyor. Kriz anlarında sahada olmayanların, sonradan kahramanlık hikâyeleri yazması, mesleğin güvenilirliğini zedeleyen bir tutumdur.

Şehitlere Saygı 

15 Temmuz gecesi hayatlarını kaybeden şehitler için rahmet dileğinde bulunan Gülmez, “Mekanları cennet olsun, Yüce Mevlam sevenlerine sabırlar versin” sözleriyle duygularını ifade etti.

Bu tanıklık, 15 Temmuz gecesi halkın ve basının bir kısmının nasıl cesurca direndiğini, bir kısmının ise olaylardan sonra farklı çıkar hesaplarına yöneldiğini gözler önüne seriyor.

Gökhan Gülmez’in anlatımı, Beşiktaş’ta yaşanan kritik anların tarihe not düşülmesi açısından büyük önem taşıyor !….

Bu makale, 15 Temmuz 2016 darbe kalkışması sırasında ve sonrasında gazeteciliğin etik sınavını incelemektedir. Araştırmacı gazeteci Gökhan Gülmez’in Beşiktaş Meydanı’ndaki tanıklığı üzerinden, kriz anlarında medyanın rolü, etik sorumlulukları ve sonrasında ortaya çıkan rant odaklı söylemler tartışılmaktadır. Çalışma, medya etiği bağlamında tanıklığın samimiyeti ile çıkar amaçlı anlatılar arasındaki farkı ortaya koymayı amaçlamaktadır.

Medya, demokratik toplumlarda yalnızca bilgi aktaran bir araç değil, aynı zamanda toplumsal hafızayı şekillendiren bir güçtür. Kriz anlarında gazetecilerin sahadaki varlığı, hem kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi hem de tarihin doğru yazılması açısından kritik öneme sahiptir. 15 Temmuz darbe kalkışması, bu bağlamda Türk medyasının etik sınavını gözler önüne sermiştir.

Kuramsal Çerçeve: Medya Etiği
Doğruluk ve Nesnellik: Gazetecilikte temel etik ilkelerden biri, olayları doğru ve tarafsız biçimde aktarmaktır.
Kamu Yararı: Gazetecinin önceliği, kişisel çıkar değil, toplumun bilgi edinme hakkıdır.
Tanıklık ve Sorumluluk: Kriz anlarında sahada bulunmak, yalnızca mesleki bir görev değil, etik bir yükümlülüktür.
Rant ve Manipülasyon: Kriz sonrası ortaya çıkan çıkar amaçlı söylemler, medya etiğinin ihlali olarak değerlendirilebilir.

Vaka İncelemesi: 15 Temmuz ve Beşiktaş Meydanı
Gökhan Gülmez’in tanıklığı, medya etiğinin kriz anlarında nasıl somutlaştığını göstermektedir:

Canlı Yayın: Darbe kalkışmasının başladığı anda kamerayla sahaya çıkmak, kamuoyunu bilgilendirme sorumluluğunun yerine getirilmesidir.
Direnişe Katılım: Vatandaşlarla birlikte barikat kurmak, gazetecinin yalnızca gözlemci değil, aynı zamanda toplumsal bir aktör olduğunu ortaya koymaktadır.
Etik Duruş: Sonrasında rant amaçlı dernekler kuranlara karşı, şahsi menfaat yerine vatanı öncelemek, gazeteciliğin etik sınırlarını korumak anlamına gelmektedir.

Tartışma
15 Temmuz sonrasında ortaya çıkan tablo, medya etiği açısından iki farklı yaklaşımı göstermektedir:
1. Samimi Tanıklık: Kriz anında sahada olan gazeteciler, mesleğin onurunu korumuştur.
2. Rantçı Söylemler: Olaylara tanıklık etmeyenlerin sonradan kahramanlık hikâyeleri üretmesi, etik dışı bir tutumdur.
Bu ikilik, medya etiğinin yalnızca kriz anlarında değil, sonrasında da sınandığını göstermektedir.

15 Temmuz darbe kalkışması, Türk medyasının etik sınavı olarak tarihe geçmiştir. Gazeteciliğin geleceği için en önemli ders, tanıklığın samimiyeti, kamu yararını öncelemek ve rant odaklı söylemlerden uzak durmak olmalıdır. Medya etiği, yalnızca mesleki bir kural değil, toplumsal hafızayı doğru biçimde inşa etmenin temel şartıdır.

YAZARIN EKLEMİŞ OLDUĞU YAZILAR
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.