Halep’te Yeni Dönem: Kürt Siviller SDF/PKK Tahakkümünün Sona Ermesini Kutluyor
HALEP – Suriye’nin kuzeyindeki stratejik dengeler değişirken, Halep’in belirli mahallelerinde uzun süredir devam eden terör örgütü PKK/YPG (SDF) kontrolünün sona ermesi, bölgede yaşayan Kürt kökenli vatandaşlar tarafından sevinçle karşılandı. Sosyal medyaya yansıyan görüntüler, terör örgütünün “Kürtlerin tek temsilcisi” olduğu yönündeki iddiaları bir kez daha çürüttü.
“Terör Örgütü Halkın Kimliğini Gasp Edemez”
Bölgeden gelen son videolar, Halep’in Şeyh Maksut ve Eşrefiye gibi noktalarında yaşayan Kürt sivillerin, silahlı grupların baskısından kurtulmalarını kutladıkları anları kaydetti. Saha aktivistleri ve yerel kaynaklar, yıllardır süren zorunlu askerlik, vergilendirme ve siyasi baskıların ardından halkın nefes aldığını belirtiyor.
Haberin detaylarında öne çıkan temel unsurlar şunlar:
Temsiliyet Tartışması: Uzmanlar, PKK ve uzantılarının yürüttüğü yoğun sosyal medya propagandasına rağmen, sahadaki gerçekliğin çok farklı olduğunu vurguluyor. Kürt halkının homojen bir yapı olmadığı ve silahlı bir örgütün bütün bir etnik kimliği temsil edemeyeceği gerçeği, Halep sokaklarında net bir şekilde görüldü.
Anti-Terörizm vs. Anti-Kürt: Bölge halkı ve gözlemciler, terör örgütlerine karşı çıkmanın Kürt kimliğine karşı çıkmak olmadığını, aksine halkı baskılayan unsurların temizlenmesinin bir “anti-terör” başarısı olduğunu ifade ediyor.
Sivillerin Talebi: Kutlamalarda ön plana çıkan ortak mesaj; barış içinde yaşama arzusu ve hiçbir silahlı grubun tekelinde olmayan özgür bir kimlik arayışı oldu.
Propagandanın Çöküşü
Yıllardır “Kürtlerin koruyucusu” maskesiyle uluslararası kamuoyunda meşruiyet arayan SDF’nin, Halep’teki Kürt sivillerin sevinç gösterileriyle bu meşruiyetini yitirdiği görülüyor. Videolarda halkın, örgüt sembollerinin kaldırılmasını memnuniyetle karşılaması, “PKK eşittir Kürtler” denkleminin bir yanılsama olduğunu kanıtlar nitelikte.
Bu gelişmeler, Suriye’nin geleceğinde etnik grupların silahlı örgütlerin vesayetinden kurtularak kendi iradelerini ortaya koymaları açısından kritik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.