Bahçelievler’de Kentsel Dönüşüm Alarmı: ‘Rantsal Mafya Suç Örgütü ‘ İddiaları ve Vatandaş Mağduriyeti
İstanbul Bahçelievler’de kentsel dönüşüm sürecinde bazı emlakçı ve Bazı müteahhitler , Mahalle Bakkalları gibi çeşitli yandaş esnaflarla işbirliği yapıp rant odaklı bir spekülatif bir kazanç ağı kurulduğu yönündeki ciddi iddialar, Cesur Haber’den Araştırmacı Gazeteci Gökhan Gülmez tarafından yapılan Satılık Daire deneyiyle Belgelenerek İspatlanarak kesinleşti .
Habere eklenen bu çarpıcı detay, vatandaşların dairelerinin değerinin nasıl düşürüldüğüne dair somut bir kanıt sunuyor.
İnternet Endeksi ve Gerçek Değer Farkı
Daire alım veya satım süreçlerinde, vatandaşların mağdur olmaması için en önemli ipucu, internetteki büyük emlak sitelerinin sunduğu Endeks bölümleridir. Satılık Daire veya arsa gibi İlan yayınlayan Emlak sitelerinin ilanlarınıdaki ENDEKSLER kısmı , Satılık olan mülkiyetin bulunduğu bölgedeki metrekare satış birim fiyatları, amortisman süreleri ve son satış fiyatlarını analiz ederek dairelerin GerçekSatış değerini net bir şekilde gösterir.
Vatandaşlara Uyarı: Daire almak veya satmak isteyen kişilerin, özellikle “sahibinden.com” gibi emlak sitelerinin sunduğu Daire Satış Fiyatı ENDEKS verilerini inceleyerek, mülklerinin piyasa değerini doğru belirlemeleri gerekmektedir.
Kurumsal Maske: “Kurumsal Emlakçıyım” diyen ancak manipülatif fiyata aracılık eden kişilere karşı da dikkatli olunması gerektiği vurgulanmaktadır.
Cesur Haber Satılık Daire Deneyi İddiaları Kayıt Altına Aldı
Cesur Haber ‘den Araştırmacı Gazeteci Gökhan Gülmez , iddiaların doğruluğunu teyit etmek amacıyla Şirinevlerde bir dairesini satışa çıkardı .
Daireyi satışa çıkartınca yakın çevrede bulunan pek çok Emlakçıyı dükkanına gidip satılık dairem var.Bu satılık daireyi satarmısınız teklifine bütün emlak çılar bir ağızdan sanki anlaşmışlar gibi hepsi aynı fiyatı verdi. Oysaki her emlağın konumu,vasfı,İskanlı veya iskansız olması,Metro Merobüse olan mesafesi, Okul, Hastane, Eczane,ve Ana caddeye olan mesafesi satış fiyatını etkileyen değerlerdir.
Kısacası Binanın konumu mevkisi önemlidir. Denize O olan bir daire ile denize uzak bir Dairenin fiyatı Bilindiği üzere farklıdır . Ancak Şirinevlerde Bina veya Daire nerede olursa olsun hiç bir fiyat farkı olmayıp , Semt Emlakçılarının belirlediği Standart bir tarife uygulanmakta olduğunu tespit etdilmiştir. Durm okadar acıdırki Bir dairenin satış fiyatı Bir İşletmenin bir kaç aylık cirosuna eş değer hale manipule edilerek gelmiştir.
Bu deney sonucunda, haberin ilk taslağında yer alan manipülasyon iddialarının tamamının doğru olduğu hem teyit edilmiş hem de Belge ve delillerle kayıt altına alınmıştır.
Bahçelievler’de Kentsel Dönüşüm Alarmı: Gariban Vatandaşın Malı Manipülasyon yöntemi ile Gasp Ediliyor
İstanbul Bahçelievler Şirinevler‘de, kentsel dönüşüm kisvesi altında bazı emlakçı ve müteahhitler,Mahalle Bakkalları gibi çeşitli yandaş esnaflarla işbirliği yapıp , “rantsal mafya suç örgütü yapılanması” oluşturulduğu iddiası gündeme bomba gibi düştü.
Özellikle ekonomik zorluk çeken emekli ve dar gelirli vatandaşların mülklerinin, sistematik bir manipülasyonla değerinin çok altında alındığı satıldığı pek çok emlakçı tarafından öne sürülüyor.
Manipülasyon Mekanizması: Fiyatlar Nasıl Düşürülüyor?
İddialara göre, bölgedeki Bazı zengin kara para sahipleri veya bazı müteahhitler, anlaştıkları bazı emlakçılar aracılığıyla hedef seçtikleri binalardan daireler satın aldırıyor. Ardından, bu rantçı grup, adeta bir organize suç örgütü gibi çalışarak piyasayı şu şekilde manipüle ediyor:
-
Keyfi Fiyatlandırma: Bina fiyatları manipüle edilerek, kafalarına göre belirlenen “2 Milyon ile 3 Milyon arasında değeri var buranın” gibi rakamlarla piyasa algısı oluşturuluyor.
-
Hedef ve Yıkım: Emekli maaşıyla geçinen vatandaşların kredi ödeme gücü olmadığını bilen bu RANT odakları, hemen belediyeden yıkım ruhsatı alıp binaları yıkıyor.
-
Zorla Satın Alma: Bina yıkılınca ,Krediyi ve müteahhitlerin talep ettiği ek ödemeleri karşılayamayan Mazlum vatandaşların daireleri , bu sefer de yarı fiyatına zorla satın alınıyor.Satın alınamayan Dairelerde Kanun ve yasaların Yetki verdiği Bahçelievler Belediye Başkanlığı tarafından ihaleye çıkartılarak yine aynı yöntemle İhaleye katılan RANT odakları tarafından satın alınıyor.
-
Bu yöntemlede , vatandaşların kentsel dönüşüm hakkı, mülklerini kaybetme tehdidine dönüşüyor.
Kaçak Yapı Mirası ve Yeni Binalardaki Riskler
Dairenin değerini belirleyen temel unsurun İskan, Tapu ve Yapı Kullanma Belgesi ve Dairenin Konumu,Mevkisi ,Metro, Metrobüs ve Semt Merkezine olan mesafesi olduğu unutulmamalıdır.
Eski Yapılar Sorunu: Şirinevler gibi bölgelerdeki eski yapıların %70’inde kaçak katlar bulunduğu, bu tür binalardaki dairelerin ise o dönemde hisseli tapu ile satılarak milyonlarca vatandaşın mağdur edildiği belirtiliyor. Bu durum, 1999 depreminden sonra büyük bir kriz olarak ortaya çıkmıştır.
Yeni Kaçaklaşma Riski: Kentsel dönüşümde Birinci olduğu İddia edilen Bahçelievler’de , Yeni yapılan binalarda bile iskan alındıktan sonra bazı müteahhitlerin çatı katlarında tadilat yaparak kaçak odalar eklendiği yeni binalara şöyle bir bakarsanız net olarak görülecektir.
Bu durumun önlenmesi için Bahçelievler Belediyesi İmar Müdürlüğü’nün, yeni iskan verilen binaların çatı katlarını en az 6 ayda bir denetlemesi zorunlu hale gelmiştir.
Devlet Kurumlarına Acil Müdahale Çağrısı
Bu rantsal yapılanmaya karşı Kadim Devletimizin ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın acilen müdahale ederek vatandaş mağduriyetini önlemesi gerekmektedir.
Mali Denetim: Emlakçıların ve müteahhitlerin mali hareketlerinin MASAK (Mali Suçları Araştırma Kurulu) ve Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından acil ve sıkı bir denetime alınması, kara para ve haksız kazanç iddialarının soruşturulması şarttır.
Vatandaşın Korunması: Kentsel dönüşümün rant aracı olmaktan çıkarılıp, hak sahiplerinin mülkiyet güvenliğini sağlayacak hukuki ve idari düzenlemeler getirilmelidir.
Bu durum, kentsel dönüşümün asil amacının, spekülatif bir kazanç kapısı haline nasıl dönüştüğünü gözler önüne sermektedir.
Rant Uğruna Can Güvenliği Tehdit Altında! Bahçelievler Kentsel Dönüşümünde ‘Tabut’ İnşaatlar ve Büyük Mağduriyet
İstanbul’un Bahçelievler ilçesinde yürütülen kentsel dönüşüm projelerinde, organize rant iddialarının yanı sıra, daha vahim bir tehlike gözler önüne serildi: Yapı güvenliği ve kalitesinde skandal boyutlara ulaşan kusurlar. Hak sahiplerinin şikayetleri üzerine yapılan incelemeler, yıkılan binaların yerine yapılan yeni yapıların bile depreme dayanıksız olduğunu ortaya koyarken, vatandaşlar süreci “inşaat değil tabut” olarak nitelendiriyor.
Eksik Demir ve Eksik Kiriş Skandalı: İnşaatlar ‘Tabut’ Çıktı
Kentsel dönüşüm, binaları depreme dayanıklı hale getirmeyi amaçlarken, Bahçelievler’de ortaya çıkan durum, bu amacın rant uğruna nasıl tehlikeye atıldığını gösteriyor.
Bakanlık İncelemesi: Kentsel dönüşüm kapsamında yerle bir edilen binaların yerine yapılan yeni sitelerde, hak sahiplerinin yoğun şikayeti üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan mühendisler gelerek inceleme yaptı (Kaynak 1.1).
Depreme Dayanıksızlık Tespiti: Yapılan karot testleri ve incelemeler sonucunda, binaların depreme dayanıksız olduğu resmi olarak belirlendi (Kaynak 1.1).
Tespit Edilen Kusurlar: İncelemelerde, projede olması gerekenden yarı yarıya altında eksik demir ve eksik kirişler olduğu tespit edildi. Bu durum, binaların temel yapısal bütünlüğünün tehlikede olduğunu ve can güvenliğinin hiçe sayıldığını gözler önüne seriyor.
Vatandaşın Çaresizliği: Mağdur hak sahipleri, yeni yapılan binaların eskisinden daha çürük olduğunu belirterek isyan etti. Bir hak sahibi olan Ali Özdemir’in sözleri, durumun vahametini özetler nitelikte: “Burada hiçbir insan evladı oturmaz. Oturulmamalı. Burası şu an inşaat değil tabuttur.” (Kaynak 1.1).
Bu skandal, kentsel dönüşümün sadece mali rant alanlarını değil, aynı zamanda müteahhitlik hizmetlerinde denetim boşluklarını ve yolsuzluk riskini de beraberinde getirdiğini kanıtlıyor.
Manipülatif Baskı ve Maddi Kayıp Mağduriyetleri
Daha önce ortaya atılan emlakçı-müteahhit işbirliği ile fiyat düşürme iddiaları, kentsel dönüşüm sürecindeki diğer maddi kayıp şikayetleriyle de destekleniyor. Vatandaşlar, mülklerinin gasp edilmesiyle sonuçlanan süreçlerde mekânsal ve hukuki baskıya maruz kaldıklarını belirtiyor.
Metrekare Kaybı ve Senet Baskısı: Çevrimiçi platformlarda yer alan vatandaş şikayetleri, dükkanların kentsel dönüşüm sonrası metrekare kaybına uğratıldığını ve haklarını talep edenlere zorla senet imzalatma gibi manipülatif baskıların uygulandığını gösteriyor (Kaynak 2.1 ile desteklenen genel iddialar).
Haksız Kazanç: Bu durum, düşük gelirli vatandaşların dairelerinin hileli fiyatlarla ellerinden alınması yönündeki ilk iddiaları destekleyerek, kentsel dönüşümün hak sahiplerini mağdur eden bir rant sistemine dönüştüğünü kanıtlar niteliktedir.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na Acil Çağrı
Bahçelievler’de ortaya çıkan bu “tabut” inşaat ve manipülasyon iddiaları, kentsel dönüşümün acilen ulusal güvenlik ve etik denetim kapsamına alınmasını zorunlu kılmaktadır.
Derhal Soruşturma: Bakanlık, iddiaları genel bir inceleme yerine, eksik demir tespiti yapılan bu siteler ve manipülatif satış/senet baskısı iddialarını spesifik olarak hedef alan hukuki ve mali soruşturmalar başlatmalıdır.
Yüksek Güvenlik Denetimi: İskan verilmiş veya inşaatı devam eden tüm kentsel dönüşüm projelerinde, yapısal kusur iddialarına karşı bağımsız mühendisler aracılığıyla acil ve sıkı bir denetim mekanizması oluşturulmalıdır.
Vatandaşın can ve mal güvenliğini tehdit eden bu uygulamaların sorumluları hakkında en ağır yasal işlemlerin başlatılması beklenmektedir.
Haber Kaynakları :
| Kaynak No | Kurum Adı / Başlık | Yayın Tarihi | Doğrudan Link (URL) |
| 1 | DHA (Doğan Haber Ajansı): Bahçelievler’de kentsel dönüşümle yapılan sitedeki binalar ‘dayanıksız’ çıktı | 19 Şubat 2024 | https://www.dha.com.tr/foto-galeri/bahcelievlerde-kentsel-donusumle-yapilan-sitedeki-binalar-dayaniksiz-cikti-2393156 |
| 2 | ATV Ana Haber (YouTube Videosu): Yeni yapılan bina çürük çıktı | 19 Şubat 2024 | https://www.youtube.com/watch?v=0i4AURapTBU |
Bahçelievler’de kentsel dönüşümle yapılan sitedeki binalar ‘dayanıksız’ çıktı
Bahçelievler‘de site sakinleri, binalarının eski ve depreme dayanıksız olması nedeniyle 2019 yılında kentsel dönüşüm için bir inşaat firmasına başvurdu.
Kentsel dönüşüm kapsamında yıkılan binaların yerine yapılan yeni yapı, inşaat halindeyken hak sahiplerinin şikayeti üzerine yapılan incelemelerde depreme dayanıksız olduğu tespit edildi. Hak sahiplerinden Ali Özdemir, “Burada hiçbir insan evladı oturmaz. Oturulmamalı. Burası şu an inşaat değil tabuttur. Bizim eski binamız çürüktü ve bu sebeple yıkıldı. Yeni yapılan bina ondan daha çürük. Eski binamız keşke yıkılmasaymış. Onda oturmaya, hatta onu belki güçlendirmeye gitseymişiz. Emin olun bundan daha güvenli şekilde otururmuşuz” dedi. Ucuza inşaat yapabilmek için firmanın kalitesiz beton ve eksik demir kullandığını öne süren Burhan Gümüş, “Eski binamızı çürük diye yıktırdık, yeni bina eskisinden daha çürük çıktı” ifadelerini kullandı.
Bunun üzerine site sakinleri kentsel dönüşüm için bir firmaya başvurdu. Site sakinleri, bir firmayla ücret ödemeden binalarının kat karşılığında yeniden yapılması için anlaştı. İddiaya göre, inşaat firması ile ev sahipleri arasında 2023 Haziran ayında dairelerin teslim edileceği yönünde bir sözleşme imzalandı. 2022 yılında inşaatın belli bir bölümü tamamlandığında hak sahipleri inşaatın ne durumda olduğunu görmek ve incelemek için inşaat alanına geldi. Bloğun bodrum katını gezdiklerinde hak sahiplerinden inşaat mühendisi olan Özgür Gökkaya betondaki çatlakları görünce şüphelenerek, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na incelemede bulunmaları için başvuruda bulundu.

YTÜ RAPORU: GÖÇME DURUMU BELİRLENMİŞTİR
İnşaata gelen bakanlık yetkilileri, farklı bölümlerde belirledikleri çatlaklıklar üzerine incelemek için betonun kırılmasını istedi. Beton kırıldığında projede olması gereken demir sayısından daha az demir kullanıldığı belirlendi. Bunun üzerine yetkililer inşaatı durdurma kararı aldı. Bina sakinleri belediyeye ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nden rapor alınması için başvuruda bulundu. Yıldız Teknik Üniversitesi’nin hazırladığı raporun sonuç kısmında, “Yapılan analizler sonucu, deprem yüklerinden oluşan ortalama kesme kuvveti taleplerinin, tüm perdelerdeki kesme kuvveti kapasitelerini aşmasından dolayı, söz konusu yapının performans seviyesi, Türkiye Bina Deprem Yönetmeliği (TBDY) 2018 esaslarına göre ‘göçme durumu‘ olarak belirlenmiştir. Tekniğine uygun yöntemler kullanılarak mevcut yapının TBDY 2018’de öngörülen performans seviyesini sağlayacak şekilde güçlendirilmesi tercih edilebilir” ifadelerine yer verildi.
YIKIM KARARINA İNŞAAT FİRMASI İTİRAZ ETMİŞ
Bina sakinleri bunun üzerine hukuk mücadelesi başlatarak inşaat firmasına dava açtı. Raporlar doğrultusunda inşaatın yıkılmasına karar verildi. Ancak inşaat firması yıkım kararını mahkemeye taşıyarak itirazda bulundu. Hak sahipleri şimdi mahkemeden çıkacak olası yıkım kararını bekliyor. Binanın yıkılmasının ardından hak sahipleri daha güvenli ve depreme dayanıklı bir inşaat sürecinin başlamasını bekliyor. Hak sahipleri 2 yılı aşkındır kirada olduklarını belirterek maddi açıdan da zor durumda olduklarını dile getirdi. Öte yandan mağdur olan ev sahipleri belediyelerin, yapı denetim firmalarını sıkı denetlemesini ve bu gibi durumların önüne geçilmesi için caydırıcı cezalar verilmesini istiyor.
“PROJEDE 54 TANE DEMİR OLMASI GEREKİRKEN BUNLARIN YARISI YOK”
Hak sahiplerinden emekli öğretmen Burhan Gümüş, “İnşaat bu halindeyken biz kat sahipleri olarak kendi dairelerimizi görmeye geldiğimizde, bodrum katta bir takım çatlaklıklar gördük. Tesadüfen ki kat sahipleri arasında inşaat mühendisi olan bir arkadaşımız o çatlaklıkların normal olmadığını, hatta o çatlaklıkların üzerine beton atılarak kapatılmaya çalışıldığını belirledi. Biz de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na dilekçeler verdik. Bakanlıktan mühendis arkadaşlar geldiler. Bu çatlaklıkların normal olmadığını söylediler. Ve betonun kırılmasını istediler, inceleme için. Kırılınca, binanın normal projesinde 54 tane demir olması gerekirken, bunların yarı yarıya olmadığı görüldü. Farklı bölgelerde kırıldığında yine eksik demirlerin olduğu görüldü. Alt kata inildiğinde oralarda da kirişlerin olmadığı tespit edildi. Komik ama gerçek şey şu; alelacele, ucuz bir şey yapacağım diye hem beton kalitesinden hem de demirlerinden çalınan bir bina ortaya çıktı” dedi.
Gümüş, üniversitelerden de inşaat halindeki yapı için rapor istediklerini belirterek, “Yıldız Teknik Üniversitesi‘nden alınan rapora göre ‘Göçme tehlikesi olabilir, güçlendirilmesi tavsiye edilir’ şeklinde rapor geldi. Mahkemeler halen sürüyor. Şimdi yeni yapılan bir binanın güçlendirilmesi için uğraştılar. Yan tarafımızda komşularımızın binası var. O bina da 40 yıllık bir bina, bizim binamız da yaklaşık 40 yıllıktı. Madem bina güçlendirilecekti, biz eski binamızı güçlendirirdik. Yeni yapılan bir binanın güçlendirilmesini nasıl içimize sindirelim. Eylül 2022 yılından beri bina böyle duruyor. Müteahhit insanları cezbetmek için 2023 Haziran ayında binayı teslim etme sözü verdi. Bina yapımına 2022 Ocak ayında başlandı. 2023 Haziran ayından bu yana bize kira yardımı da yapmıyor. Sözleşmede vaat ettiği tarihte bitiremez ise sonraki 6 ayda 2 asgari ücret tutarında kira yardımı yapacağı söyleniyordu ama bunların hiçbiri gerçekleşmedi. Eski binamızı çürük diye yıktırdık, yeni bina eskisinden daha çürük halde çıktı” şeklinde konuştu.
Mağdur olduklarını dile getiren Ali Özdemir, “Bakın burada görülen komşumuzun binası 1974 deprem yönetmeliğine göre yapılmış. Bizim binamızda aynı şekildeydi. 2018 yılı deprem yönetmeliğine göre yapılan binanın daha çürük olduğunu tespit etti raporlar. Haklı olarak biz bu durumdan şikayetçiyiz. Kesinlikle buranın yıkılmasını ve burada kimsenin oturmamasını istiyoruz. Burada kesinlikte oturmayız, hiçbir insanoğlu oturmaz, oturmamalı. Burası şu an inşaat değil tabuttur. Bizim eski binamız çürüktü ve bu sebeple yıkıldı. Yeni yapılan bina ondan daha çürük. Eski binamız keşke yıkılmasaymış. Onda oturmaya, hatta onu belki güçlendirmeye gitseymişiz. Emin olun bundan daha güvenli şekilde otururmuşuz” diye konuştu.

“BU FİRMANIN YAPMIŞ OLDUĞU BÜTÜN BİNALARIN İNCELENMESİNİ İSTİYORUM”
Gülten Özdemir ise, “Binamız yapıldı ama eskisinden daha çürük oldu. Bu binada ben oturamam. Ama bu firmanın yapmış olduğu bütün binaların incelenmesini istiyorum. Bunu bakanlarımız ve Cumhurbaşkanımızdan rica ediyorum. Biz buranın yıkılıp yeniden yapılmasını istiyoruz” dedi. Yılmaz Balcı da geçen yıl yaşanan deprem felaketiyle korkularının daha da arttığını belirterek, “Böyle bir binada oturulmaz. Zaten 6 Şubat depremlerinden dolayı korkumuz var. Benim gibi diğer hak sahipleri de korkuyor. Bina kesinlikle yıkılmalı. Mahkeme süreci olduğu için belediye yıkma kararını uygulayamıyor” ifadelerini kullandı.






