DOLAR
EURO
ALTIN
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C
Vizyon Ege Haber VizyonEgeHaber
Smiley face

AkPartili Dr.Hakan Bahadır’ın Başkanı olduğu Bahçelievler Belediyesi 2024 Sayıştay denetiminde 28 adet usülsüzlük var

05.11.2025
A+
A-

AK Partili Hakan Bahadır Yönetiminde olan İstanbul Bahçelievler Belediyesi 2024 Yılı Sayıştay Müfettişlerinin yaptığı denetimlerle, Denetim Raporunda 28 adet Usulsüzlük tespit edildi

İSTANBUL – Türkiye Cumhuriyeti Sayıştay Başkanlığı’nın 2024 yılı denetim raporları, yerel yönetimlerin mali ve idari işlemlerindeki hatalı uygulamaları bir kez daha gözler önüne serdi. Araştırmacı Gazeteci Gökhan Gülmez‘in ulaştığı ve Sayıştay’ın resmi web sayfasında da yayınlanan denetim raporu, AK Partili Belediye Başkanı Hakan Bahadır yönetimindeki İstanbul Bahçelievler Belediyesi’nde tam 28 farklı usulsüzlük tespit edildiğini ortaya koydu.

Kamu kaynaklarının kullanımı ve şeffaflık ilkeleri açısından büyük önem taşıyan raporda, belediyenin çeşitli birimlerindeki harcamalar, ihale süreçleri ve taşınmaz yönetimi mercek altına alındı.

Raporda Öne Çıkan Başlıklar

Sayıştay müfettişlerinin hazırladığı detaylı denetim raporuna göre, tespit edilen 28 usulsüzlüğün başlıca konuları genel olarak şu alanlarda yoğunlaşıyor:

  1. İhale Kanununa Aykırı Uygulamalar: Raporda, Kamu İhale Kanunu’nda öngörülen şartlar sağlanmadan yapılan alımlar dikkat çekiyor. Özellikle, rekabet koşullarını ortadan kaldırabilecek şekilde, “doğrudan temin” ve “pazarlık usulü” ile yapılan ihalelerin mevzuattaki limitlerin üzerinde veya koşullarına aykırı bir şekilde kullanıldığı belirtiliyor. Bu durum, kamu zararına yol açma potansiyeli taşıyor.
  2. Taşınmaz Malların Yönetimindeki Hatalar: Belediyeye ait taşınmazların tahsis ve kira işlemlerinde mevzuata aykırı hareket edildiği, bazı tahsislerin Belediye Meclis Kararı olmaksızın gerçekleştirildiği ve bazı taşınmazların 25 yılı aşan veya süresiz tahsis edildiği tespitleri raporda yer alıyor.
  3. Personel Giderlerindeki Usulsüzlükler: Belediye personeline yapılan bazı ek ödemelerin, yasal dayanağı olmadan ya da mevzuatta belirlenen sınırların üzerinde yapıldığı, bu durumun da kamu maliyesine yük getirdiği belirlendi.
  4. Muhasebe Kayıtlarındaki Eksiklikler: Bazı varlıkların (örneğin devam eden yatırımlar) muhasebe kayıtlarına doğru ve zamanında yansıtılmadığı, böylece belediyenin mali tablolarının gerçeği tam olarak yansıtmadığı yönünde bulgular da raporda yer alıyor.

Hakan Bahadır Yönetimi Hesap Vermek Zorunda

Sayıştay raporunda yer alan bu 28 maddelik usulsüzlük tespiti, İstanbul’un önemli ilçelerinden Bahçelievler Belediyesi’nin kamu kaynaklarını yönetme biçimine dair ciddi şüpheler uyandırdı.

Denetim raporunun sonuçları, kamuoyunda şeffaflık ve hesap verebilirlik beklentilerini artırırken, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır ve yönetiminin bu iddialara karşı ne tür bir açıklama yapacağı merak konusu oldu.

Cesur Haber ve Vizyon Ege Haber olarak, kamuoyunu bilgilendirme görevimiz kapsamında, konunun takipçisi olmaya ve belediye yönetiminden gelecek açıklamaları okuyucularımızla paylaşmaya devam edeceğiz.

SAYIŞTAY BAŞKANLIĞI DENETİM RAPORU BULGU LİSTESİ

 Denetim Görüşünün Dayanağı Bulgular

 1-İdarenin Mülkiyetinde, Yönetiminde veya Kullanımındaki Taşınmazların Envanter Çalışmalarının Tamamlanmaması ve Buna Bağlı Olarak Muhasebe Bilgilerinin Güncellenmemesi

2-Tahsis Edilen ve Tahsisli Kullanılan Taşınmazların Muhasebe Kayıtlarında İzlenmemesi

3-İmar Uygulamaları Gereği İdareye Bağışlanan Taşınmazların Muhasebe Kaydının Yapılmaması

Diğer Bulgular

 1-Park Alanı Olarak Bütün Vatandaşların Kullanımına Açık Olması Gereken Taşınmazların Amacı Dışında Kullandırılması

2-Belediye Taşınmazlarının İhale Yapılmaksızın Ecrisimil Karşılığında Kullandırılması

3Doğrudan Hizmet Alımı Kapsamında Çalıştırılan Personele İlişkin Hakedişlerin Belediye Şirketine Eksik Ödenmesi

4Hizmet Alımı Suretiyle Kiralanan Araçların Yerli Muhteva Oranını Karşılamaması

5Parasal Limitler Dahilindeki Alımlarda Bütçeye Konulan Ödeneğin %10’unun Kamu İhale Kurulunun Uygun Görüşü Alınmadan Aşılması

6Zorunlu Mali Trafik Sigortası Hizmet Alımının Doğrudan Temin ile Gerçekleştirilmesi

7Bütçe Emaneti Ödemelerinde Mevzuatta Belirtilen Sıraya Uyulmaması

8İşçilerin Birikmiş Yıllık Ücretli İzinlerinin Kanuna Uygun Olarak Kullandırılmasına İlişkin Tedbirlerin Alınmaması

9Şirket Personeli Dahil Personel Giderlerinin Mevzuatta Belirlenen Sınırın Üzerinde Olması

10Sosyal Hizmetler Kanunu Kapsamında Personel İstihdam Edilmemesi

11İdare Tarafından Bütçe İçi İşletmeye İlişkin Herhangi Bir Denetim Yapılmaması

12 İdare Tarafından Kendi İştirakine İşlettirilen Otoparkların Ruhsatının Olmaması

13Kurumda Ön Malî Kontrole İlişkin İşlemlerin Yapılmaması

14Kurumda İç Denetim Birimi Olmasına Rağmen Denetim Faaliyetinin Olmaması ve Rapor Üretilmemesi

15Acil Olmayan İhtiyaçların Avans Şeklinde Ödeme ile Gerçekleştirilmesi

16İmar Kanunu Gereğince Tahsil Edilen Otopark Gelirlerinin Amacı Dışında Kullanılması

  1. Belediye Adına Tescil Edilmiş Taşıtlar ile Belediyenin Envanter Kayıtlarında Yer Alan

Taşıtlar Arasında Uyumsuzluk Olması

  1. Yevmiye Defteri Kayıt İşlemlerinde Hatalı Uygulamaların Olması
  2. Belediyenin Sunduğu Ücrete Tabi Mal ve Hizmetler İçin Belediye Personeline İndirim ve

Muafiyet Uygulanması

  1. Bazı İş Yerlerine Emlak Vergisi Tahakkukunun Mesken Üzerinden Yapılması
  2. Belediye Sınırları İçerisinde Faaliyet Gösteren Bazı İşyerlerine İlişkin İlan ve Reklam

Vergisi Tahakkuk ve Tahsilatının Yapılmaması

  1. Belediye Sınırları İçerisinde Eğlence Vergisine Tabi Faaliyet Gösteren İşyerlerine İlişkin Tahakkuk ve  Tahsilatların Yapılmaması
  2. İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı ile İlgili Hususlarda Eksiklikler Olması
  3. Bazı İş Yerleri İçin Çevre Temizlik Vergisi Tahakkuk Ettirilmemesi
  4. Tahakkuk Eden Vergi ve Diğer Gelirlerin Tahsilat Oranının Düşük Düzeylerde Kalması
  1. DENETİM GÖRÜŞÜNÜN DAYANAĞI BULGULAR

 Bu bölümde, mali rapor ve tablolara verilen görüş ile ilgili olan bulgular yer almaktadır.

BULGU 1: İdarenin Mülkiyetinde, Yönetiminde veya Kullanımındaki Taşınmazların Envanter Çalışmalarının Tamamlanmaması ve Buna Bağlı Olarak Muhasebe Bilgilerinin Güncellenmemesi

  1. Belediye Adına    Tapuda   Kayıtlı    Bazı    Taşınmazların    Cins   Tashihinin Yapılmaması

 Yapılan incelemeler neticesinde Bahçelievler Belediyesinin mülkiyetinde bulunan bazı taşınmazların cins tashihlerinin yapılmadığı görülmüştür.

Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik’in “Cins tashihlerinin yapılması” başlıklı 10’uncu maddesinde;“Kamu idarelerince; mülkiyetlerinde, yönetimlerinde veya kullanımlarında bulunan

taşınmazların mevcut kullanım şekli ile tapu kaydının birbirine uygun olmaması durumunda,taşınmazlar mevcut kullanım şekli ile kayıtlara alınır. Kamu idareleri taşınmazların cins tashihinin yapılması için gerekli işlemleri yaparlar.” hükmü yer almaktadır.

Bahçelievler Belediyesinin taşınmaz kayıtları incelendiğinde tapu kayıtlarında tarla, beton kargir ev, dere vb. niteliğinde görünen birçok taşınmazı olduğu, ancak bu taşınmazların bir kısmının yol, bir kısmının arsa, bina vb. olduğu, dolayısıyla söz konusu taşınmazların tapudaki kayıtlarıyla fiili durumlarının örtüşmediği tespit edilmiştir.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından özetle; söz konusu hususla ilgili olarak gerekli çalışmanın başlatıldığı, ifade edilmiştir.

Sonuç olarak mevzuat hükümlerine göre idarenin mülkiyetinde, yönetiminde ve kullanımında bulunan taşınmazların mevcut kullanım şekli ile tapu kaydının birbirine uygun olmaması durumunda, tapu kayıtlarının mevcut duruma uygun olması için cins tashihi işlemlerinin tamamlanması gerektiği değerlendirilmektedir.

  1. Belediyeye Ait Taşınmazların Değer Tespitinin Yapılmaması ve Muhasebe Kayıtlarına Alınmaması

 Belediye adına tapuda kayıtlı olan taşınmazların, değer tespitinin yapılmadığı ve ilgili muhasebe hesaplarına kaydedilmediği görülmüştür.

Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik’in “Kayıt ve Kontrol İşlemleri” başlıklı 5’inci maddesinde;

“(1) Taşınmaz kayıt ve kontrol işlemleri, kamu idarelerine ait taşınmazların mevcutlarla birlikte içinde bulunulan yılda çeşitli yollarla edinilenlerin ve elden çıkarılanların miktar ve değer olarak takip edilmesi amacıyla kayıt altına alınmasıdır. Kayıtların belgeye dayanması esastır. (Ek: 3/6/2014-2014/6455 )

 Ek 1’deki Kayıt Planının “Tapuda Kayıtlı Olan Taşınmazlar” başlığı altında yer alan taşınmazlar maliyet bedeli üzerinden, bu taşınmazlardan maliyet bedeli belirlenemeyenler ise rayiç değerleri üzerinden kayıtlara alınır. Ancak;

  1. Ek 1’deki Kayıt Planının “Tapuda Kayıtlı Olan Taşınmazlar” başlığı altında yer alan taşınmazlardan maliyet ve rayiç bedeli belirlenemeyen taşınmazlar, Ek 1’deki Kayıt Planının “Tapuda Kayıtlı Olmayan Taşınmazlar” başlığı altında yer alan taşınmazlardan sadece ekonomik olarak değerlendirmeye konu olanlar ile kamusal ihtiyaçlarda kullanılan taşınmazlar, Ek 1’deki Kayıt Planının “Orta Malları” başlıı altında yer alan taşınmazlar,  

ç) Ek 1’deki Kayıt Planının “Genel Hizmet Alanları” başlığı altında yer alan taşınmazlar,

 1 Bakanlık tarafından iz bedeli ile takip edilmesine karar verilen taşınmazlar, iz bedeli üzerinden kayıtlara alınır.

 (Ek: 3/6/2014-2014/6455 ) Taşınmazların rayiç değeri; maliki kamu idaresince,

başka bir kamu idaresinin yönetiminde veya kullanımında olanlar ise bu idarelerce tespit edilir.

  • (Ek: 3/6/2014-2014/6455 K.) Taşınmazların kayıtlara alınan değeri, 3/5/2005 tarihli ve 2005/8844 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği hükümlerine göre güncellenir. …” hükmü yer almaktadır. Aynı Yönetmelik’in “Mevcut taşınmazların kaydına ilişkin işlemler” başlıklı Geçici 1’inci maddesine göre;

“(1) Yönetmeliğin 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre maliyet bedeli veya rayiç değerleri üzerinden muhasebe kayıtlarına alınması gereken taşınmazlar bu değerler üzerinden kayıtlara alınıncaya kadar emlak vergi değerleri üzerinden ve aşağıdaki şekilde kayıtlara alınır:

  1. Taşınmazların fiili envanteri emlak vergi değerleri üzerinden kayıt ve kontrol işlemleriyle görevli birimlerince, mevcut kullanım şekilleri esas alınarak en geç 30/9/2014 tarihine kadar tamamlanır ve bu Yönetmelik ekinde yer alan formlara ve icmal cetvellerine
  2. Fiili envanteri yapılan taşınmazlara ait bilgiler muhasebe kayıtları yapılmak üzere ilgili muhasebe birimlerine Muhasebe birimleri, kayıtlı taşınmazları ilgili hesaplardan 1/10/2014 tarihi itibarıyla çıkarır ve aynı tarihte fiili envanter bilgileri üzerinden muhasebe kayıtlarını yapar.

(2) Yönetmeliğin 5 inci maddesine göre yapılması gereken işlemler 31/12/2017 tarihine

kadar tamamlanır.” denilmektedir.

Yukarıda yer alan mevzuat hükümlerine göre tapuda kayıtlı olan taşınmazların maliyet bedeli üzerinden, maliyet bedeli belirlenemiyorsa rayiç bedel üzerinde kayıtlara alınacağı belirtilmiştir. Maliyet veya rayiç bedeli üzerinden muhasebe kayıtlarına alınması gereken taşınmazların bu tutarlar tespit edilinceye kadar emlak vergi değeri üzerinden kayıtlara alınması ve bu işlemlerin 31.12.2017 tarihine kadar tamamlanması gerekmekteydi. Belediye adına tapuda kayıtlı 1639 taşınmaz ile ilgili değer tespitinin yapılmadığı ve bu taşınmazlardan 1380 adedinin Belediyenin muhasebe kayıtlarında yer almadığı tespit edilmiştir.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından özetle; söz konusu hususla

ilgili olarak gerekli özenin gösterileceği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak söz konusu 1639 adet taşınmazın Yönetmelik hükümlerine göre değerlerinin belirlenmesinin ve muhasebe kayıtlarında yer almayan 1380 adet taşınmazın Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği hükümlerine göre de muhasebe kayıtlarına alınarak Belediyenin mali tablolarında gösterilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.

BULGU 2: Tahsis Edilen ve Tahsisli Kullanılan Taşınmazların Muhasebe Kayıtlarında İzlenmemesi  Bahçelievler Belediyesi tarafından tahsis edilen ve tahsisli kullanılan taşınmazların muhasebe kayıtlarında takip edilmediği görülmüştür.

Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin Maddi Duran Varlıklar hesap grubuna ait işlemleri açıklayan 187’nci maddesinde;  

  • Kamu idaresinin mülkiyetinde olan taşınmazlar, bunlardan diğer kamu idarelerine tahsis edilenler ve kamu idarelerince tahsisli olarak kullanılanlar yardımcı hesaplar itibarıyla izlenir
  • Taşınmazların tahsisinin kaldırılmasına karar verilmesi halinde taşınmazı tahsis eden idare ile taşınmazın tahsis edildiği idarenin muhasebe hizmetlerini yürüten muhasebe birimleri tarafından tahsise ilişkin muhasebe kayıtları kapatılır.

…” hükümlerine yer verilmiş, tahsisli taşınmazlara ilişkin muhasebe kayıtlarının ne şekilde yapılması gerektiği ilgili varlık hesaplarının işleyişini açıklayan maddelerde belirtilmiştir.

Buna göre tahsis edilen ve tahsisli kullanılan taşınmazların muhasebe kayıtlarına alınarak takibinin yapılması gerekmektedir. Ancak yapılan incelemelerde Belediye tarafından diğer kamu kurum ve kuruluşlarına tahsis edilen 10 adet taşınmazın ve diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından Belediyeye tahsis edilen 21 adet taşınmazın muhasebe kayıtlarında takibinin yapılmadığı tespit edilmiştir.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından tahsis edilen ve tahsisli kullanılan taşınmazların muhasebe kayıtlarına ilişkin çalışmaların başlatıldığı, ifade edilmiştir.

Sonuç olarak yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar uyarınca Bahçelievler Belediyesi tarafından tahsis edilen ve tahsisli kullanılan taşınmazlara ilişkin muhasebe kayıtlarının yapılarak mali tablolarda takibinin yapılmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir.

BULGU 3: İmar Uygulamaları Gereği İdareye Bağışlanan Taşınmazların Muhasebe Kaydının Yapılmaması

İmar uygulamaları gereği muhtelif tarihlerde İdareye bağışlanan taşınmazların muhasebe kayıtlarında yer almadığı görülmüştür.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Parselasyon planlarının hazırlanması” başlıklı 18’inci maddesinde; belediyeler veya valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha, düzenleme alanındaki nüfusun kentsel faaliyetlerini sürdürebilmeleri için gerekli olan umumi hizmet alanlarının tesis edilmesi ve düzenleme dolayısıyla meydana gelen değer artışları karşılığında “düzenleme ortaklık payı” olarak düşülebileceği, bu doğrultuda bölgenin ihtiyacına ayrılan alanlardan belediye hizmetleri ile ilgili olanlar bu amaçlarla kullanılmak kaydıyla ilgili belediyesi adına, diğer alanlar ise imar planındaki kullanım amacı doğrultusunda bu amacı gerçekleştirecek olan idareye tahsis edilmek üzere Hazine adına tescil edileceği hüküm altına alınmıştır.

Diğer yandan, Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin “Bağış ve yardımlar” başlıklı 17’nci maddesinin ikinci fıkrasında; yapılan her türlü bağış ve yardımın gelir kaydedileceği, nakdi olmayan bağış ve yardımların ise değerlendirmeye tabi tutularak kayıt altına alınacağı düzenlemesi yapılmıştır.

Yönetmelik’in 187’nci maddesinde maddi duran varlıklara ilişkin düzenlemelere yer

verilmiş olup maddi duran varlıklar hakkında 2006/10970 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla

yürürlüğe konulan Kamu İdarelerine Ait Taşınmazların Kaydına İlişkin Yönetmelik’in ilgili hükümlerinin uygulanacağı ayrıca, bağış veya hibe olarak edinilen maddi duran varlıkların varsa bilinen değeri, yoksa değerlemesi yapıldıktan sonra tespit edilen değeri ile hesaplara alınacağı belirtilmiştir.

Yapılan incelemede, parselasyonlarda yapılan düzeltmeler sonucunda İdareye bağışlanan taşınmazların muhasebe kayıtlarında yer almadığı tespit edilmiştir.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından özetle; söz konusu hususla

ilgili olarak gerekli çalışmaların başlatıldığı ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, İdareye parselasyon uygulamaları gereği bağışlanan taşınmazların mevzuatında belirtildiği üzere muhasebe kayıtlarına zamanında, tam ve doğru olarak alınması ve mali tablolarda takip edilmesi gerekmektedir.

  1. DİĞER BULGULAR

 Bu bölümde, mali rapor ve tablolara verilen görüş ile ilgili olmayan bulgular yer almaktadır.

BULGU 1: Park Alanı Olarak Bütün Vatandaşların Kullanımına Açık Olması Gereken Taşınmazların Amacı Dışında Kullandırılması İmar planlarında park alanı olarak işlevlendirilen ve tüm vatandaşların kullanımına açık olması gereken yerlerin, ecrimisil karşılığında amacı dışında kullandırıldığı görülmüştür.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, park ve yeşil alanlara ilişkin hizmetleri yapmak veya yaptırmanın belediyenin görev ve sorumluluğunda olduğu belirtilmiştir.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Kamuya ait gayrimenkuller” başlıklı 11’inci maddesinde, imar planlarında; meydan, yol, suyolu, park, yeşil saha, otopark, toplu taşıma istasyonu ve terminal gibi umumi hizmetlere ayrılmış yerlere rastlayan Hazine ve özel idareye ait arazi ve arsaların belediye ve mücavir alan sınırları içinde belediyeye bedelsiz terk edileceği ve tapu kaydının terkin edileceği, bu suretle mal edilen arazi ve arsaların belediye tarafından satılamayacağı, başka bir maksat için kullanılamayacağı, bu hususta tapu kütüğünün beyanlar hanesine gerekli şerhin konulacağı ifade edilmiştir.

İstanbul İmar Yönetmeliği’nin 4’üncü maddesinde parkların; kentte yaşayanların yeşil bitki örtüsü ile dinlenme ihtiyaçları için ayrılan, 19’uncu maddedeki kullanımlara da yer verilebilen alanları ifade ettiği belirtilmiştir. Yönetmelik’in 19’uncu maddesinde de;

  1. Park alanları: Bu alanlarda encümen kararıyla;

 Açık havuz/süs havuzu, açık spor ve oyun alanı, genel tuvalet, pergola, kameriye,

 1000 m2 ve üzeri parklarda ahşap veya hafif yapı malzemelerinden yapılmak, kat adedi 1’i, yüksekliği 4,50 metreyi ve açık alanları dâhil taban alanları toplamda %3’ü, her birinin alanı 15 m2’yi geçmemek kaydıyla çay bahçesi, büfe, muhtarlık, güvenlik kulübesi ile oyun alanlarına en az 10 metre mesafede olmak ve etrafı çit ve benzeri ile kapatılmak koşuluyla trafo,

  • Tabii veya tesviye edilmiş toprak zemin altında kalmak üzere, ağaçlandırma için TSE standartlarında öngörülen yeterli derinlikte toprak örtüsünün sağlanması kaydıyla kapalı otopark,
  • 000 m² üzerindeki parklarda, açık alanları dâhil taban alanları, (2) numaralı alt bentte belirtilenler de dâhil toplamda %3’ü geçmemek üzere muvakkat yapı ölçülerini aşmayan mescit ile trafik güvenliği alınarak kamuya ait 112 acil ambulans istasyonu,

Yapılabilir.” denilerek, park alanlarında nelerin yapılabileceği sınırlı olarak sayılmıştır.

Yapılan incelemede, İdareden alınan verilerde park alanı olarak işlevlendirilen bazı taşınmazların yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerine aykırı şekilde açık otopark, kafeterya, oto yıkama tamirhane, çiçekçi vb. şekillerde ecrimisil karşılığı muhtelif kişi veya firmalarca işletildiği, söz konusu şekilde işletilen bu alanlarda kamunun yeşil alan kullanım imkânının bulunmadığı tespit edilmiştir.

Toplumun yararlanması için ayrılan park alanlarının ticari amaçlı kullanımları imar mevzuatına aykırılık teşkil etmektedir.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından özetle, bulgu konusu hususa ilişkin taşınmazların plan fonksiyonuna uygun olarak düzenlenmesi ile ilgili çalışmaların devam ettiği, ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, İdare tarafından bu kullanımların sonlandırılıp, tahliyelerin gerçekleştirilmesi ve park alanlarının işlevine uygun olarak kamunun kullanımına sunulması gerekmektedir.

BULGU 2: Belediye Taşınmazlarının İhale Yapılmaksızın Ecrisimil Karşılığında Kullandırılması

Belediyenin mülkiyetinde bulunan birçok taşınmazın ihale yapılmaksızın ecrimisil karşılığında kullandırıldığı ve tahliye sürecinin başlatılmayarak ecrimisilin kira yöntemine dönüştürüldüğü görülmüştür.

2886 sayılı Devlet İhale Kanunu’nun “Kapsam” başlıklı 1’inci maddesinde;

“Genel bütçeye dahil dairelerle katma bütçeli idarelerin, özel idare ve belediyelerin alım, satım, hizmet, yapım, kira, trampa, mülkiyetin gayri ayni hak tesisi ve taşıma işleri bu Kanunda yazılı hükümlere göre yürütülür.

Aynı Kanun’un “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinde;

“Bu Kanunun uygulanmasında:

 Kira: Taşınır ve taşınmaz malların ve hakların kiralanmasını veya kiraya verilmesini

 , hükmü, yine aynı Kanun’un “Ecrimisil ve Tahliye” başlıklı 75’inci maddesinde;

“Devletin özel mülkiyetinde veya hüküm ve tasarrufu altında bulunan taşınmaz malları, özel bütçeli idarelerin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ile idare ve temsil ettiği mazbut vakıflara ait taşınmaz malların, gerçek ve tüzelkişilerce işgali üzerine, fuzuli şagilden, bu Kanunun 9 uncu maddesindeki yerlerden sorulmak suretiyle, idareden taşınmaz ve değerleme konusunda işin ehli veya uzmanı üç kişiden oluşan komisyonca tespit tarihinden geriye doğru beş yılı geçmemek üzere tespit ve takdir edilecek ecrimisil istenir. Ecrimisil talep edilebilmesi için, idarelerin işgalden dolayı bir zarara uğramış olması gerekmez ve fuzuli şagilin kusuru aranmaz.

Kira sözleşmesinin bitim tarihinden itibaren, işgalin devam etmesi halinde, sözleşmede hüküm varsa ona göre hareket edilir. Aksi halde ecrimisil alınır. İşgal edilen taşınmaz mal, idarenin talebi üzerine, bulunduğu yer mülkiye amirince en geç 15 gün içinde tahliye ettirilerek, idareye teslim edilir.

…” hükümleri yer almaktadır. 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15’inci maddesinde ise, 2886 sayılı Kanun’un 75’inci madde hükümlerinin belediye taşınmazları hakkında da uygulanacağı düzenlenmiştir.

Yukarıda verilen mevzuat hükümleri değerlendirildiğinde, belediye taşınmazlarının 2886 sayılı Kanun çerçevesinde ihale yapılarak kiraya verilmesinin esas olduğu ve bu taşınmazların işgali durumunda işgal eden kişi veya kurumlardan geçmişe dönük olarak ecrimisil alınması, idare tarafından işgalin sonlandırılması için mülki amire başvurulması, mülki amirce taşınmazın tahliye ettirilerek idareye teslim edilmesi gerektiği ve ecrimisilin olağan kira yöntemi gibi kullanılamayacağı anlaşılmaktadır.

Yapılan incelemede 2024 yıl sonu itibarıyla büfe, otopark, çay bahçesi, restoran, kafeterya, depo, spor kompleksi gibi 223 adet belediye taşınmazının tamamının ihale yapılmaksızın ecrimisil karşılığında kullandırıldığı ve ecrimisilin olağan kira yöntemine dönüştürüldüğü görülmüştür.

Kanun hükümlerinden anlaşılacağı üzere, ecrimisil taşınmazların işgali durumunda işgalciden geçmişe dönük alınması gereken tazminat niteliğinde bir bedel olup, kişiye kullanıma devam etme hakkı vermemektedir. Belediyenin ecrimisili işgal durumundan ziyade ihalesiz kiralama yöntemi gibi kullanması anılan Kanun hükümleri ile bağdaşmamaktadır.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından özetle, bulgu konusu hususa ilişkin Belediye tasarrufundaki işgal edilen taşınmazların bazılarında, tahliye ve yıkım işlemlerinin yapılması için 2886 sayılı Kanun’un 75’inci maddesi hükmünce mülki idare amirliğinden talepte bulunulduğu, işgalden arındırılması talep edilen taşınmazların tahliye ve yıkım işlemlerinin gerçekleştirildiği, tahliye ve yıkım işlemi gerçekleştirilen taşınmazların plan fonksiyonuna göre değerlendirilerek yerine sosyal tesis ve yeşil alan düzenlemesi gibi çalışmalar yapıldığı, tahliye süreci başlatıldığı halde mahkeme süreci bulunan ve henüz karara bağlanmadığından süreci tamamlanmamış tahliyeye esas işlem dosyalarının bulunduğu, 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerince ihale yolu ile kiraya verilebilecek taşınmazların,

zikredilen kanun uyarınca kiralama işlemlerinin yapılmasına yönelik çalışmaların devam ettiği, ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, Belediye taşınmazlarının ihale yapılmaksızın ecrimisil karşılığında kullandırılmaması ve başlatılan tahliye sürecinin titizlikle takip edilerek gerekli işlemlerin yapılması gerekmektedir.

BULGU 3: Doğrudan Hizmet Alımı Kapsamında Çalıştırılan Personele İlişkin Hakedişlerin Belediye Şirketine Eksik Ödenmesi

696 sayılı KHK kapsamında belediye şirketinde istihdam edilmeye başlanan işçilere yönelik olarak Şirkete ödenmesi gereken hakedişler, SGK primi ve vergi tutarı kadar eksik ödendiği, eksik ödemeden kaynaklı olarak Şirket tarafından SGK primi ve vergi tutarının ilgili kurumlara zamanında ödenemeyerek biriktiği, gecikme zammı gibi ek yüklere katlanıldığı görülmüştür.

696 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yapılan düzenleme sonucunda belediyeler tarafından belediye şirketlerinden 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 22’nci maddesindeki limit ve şartlar ile 62’nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendindeki sınırlamalara tabi olmaksızın personel alımı yapılmaktadır. Söz konusu personel alımı neticesinde belediyeler tarafından kendi şirketlerine sözleşme koşullarına göre tespit edilen hakedişler ödenmektedir.

Söz konusu hususa ilişkin olarak yapılan incelemelerde; belediyenin kendi şirketlerinden temin ettikleri personele yönelik olarak yaptığı ödemeler net ücret, bireysel emeklilik kesintisi ve icra kesintisi toplamından oluşmakta, hakedişin gider kalemlerinden olan SGK primleri ve vergi tutarları ise zamanında ödenmemektedir. Söz konusu ödeme usulü nedeniyle Şirket bu personelin SGK primleri ile ücretlerinden kesilen gelir ve damga vergisini alacaklı kurumlara zamanında ödeyememekte, bu nedenle söz konusu borçlara gecikme zammı işlemektedir. Bu borçlar ve gecikme cezaları nihayetinde İdare tarafından ödenmekte ve bu nedenle İdare bütçesine fazladan külfet getirmektedir.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından bundan sonraki süreçte söz konusu hususla ilgili gerekli özenin gösterileceği ifade edilmiştir.

Bütçelerin stratejik plan ve performans programına dayanılarak hazırlanması, planlamanın daha etkin bir şekilde gerçekleştirilmesine olanak sağlayacak ve kaynakların daha etkin yönetilmesine yardımcı olacaktır. 5018 sayılı Kanun ile kamu kaynaklarının etkili,

ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılması amaçlanmaktadır. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde İdare tarafından Şirkete ödenmesi gereken personel hizmeti bedellerinin sadece net ücret, bireysel emeklilik tutarı ve icra kesintisi toplamı üzerinden yapılan hesaplama sonucu bulunan tutar üzerinden değil, ilgili kamu idarelerine ödenmesi gereken ve hakedişin gider kalem olanlarından SGK pirimi ve çeşitli vergi tutarlarının dâhil edilerek ödenmesi gerekmektedir. Böylece alacaklı kamu idarelerine ödenmesi gereken söz konusu kalemler zamanında ödenerek İdare bütçesine gecikme zammı/faizi gibi ek yük binmeyecek, İdare varlıklarını daha etkin yönetebilecek ve kamu kaynaklarının daha ekonomik ve verimli bir şekilde kullanımı sağlanabilecektir.

BULGU 4: Hizmet Alımı Suretiyle Kiralanan Araçların Yerli Muhteva Oranını Karşılamaması

Belediye tarafından hizmet alımı suretiyle kiralaması yapılan araçların Teknik Şartnamesi’nde yer verilen yerli muhteva oranını karşılamadığı tespit edilmiştir.

237 sayılı Taşıt Kanunu’nun 12’nci maddesinde hizmet alımı suretiyle edinilecek taşıtların cinsi, adedi, yaşı, hangi hizmetlerde kullanılacağı, kaynağı, yabancı menşeli olup olmayacağı ve diğer hususlar için gerekli esas ve usûllerin Bakanlar Kurulu’nca saptanacağı belirtilmiş, bu maddeye dayanılarak 2006/10193 sayılı BKK ile “Hizmet Alımı Suretiyle Taşıt Edinilmesine İlişkin Esas ve Usuller” yürürlüğe konulmuştur.

Bu Usul ve Esaslar’ın “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinde yabancı menşeli taşıtın Kanun’un 10’uncu maddesinin beşinci fıkrası uyarınca yerli muhteva oranı %50’nin altında kalan taşıtları ifade ettiği, “Genel Esaslar” başlıklı 6’ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, hizmet alımı suretiyle yabancı menşeli binek ve station-wagon cinsi taşıt edinilmesinin, Kanun’un 10’uncu maddesinin beşinci fıkrasında öngörülen makam ve hizmetler ile sınırlı olacağı, aynı fıkranın (c) bendinde, bazı istisnalar dışında binek ve stationwagon cinsi taşıtların motor hacminin 1600 cc’yi geçmeyeceği hüküm altına alınmıştır.

237 sayılı Kanun’un “Taşıt Verilecekler” başlıklı 4’üncü maddesinde emirlerine ve

zatlarına binek otomobil verilenler (1) sayılı cetvelde, makam hizmetlerine tahsis edilen taşıtlar

(2) sayılı cetvelde gösterilmiştir. Belediyeler söz konusu cetvellerde yer almadığından hizmet alımı suretiyle taşıt edinilmesinde, yukarıda yer verilen Usul ve Esaslarda belirtilen kısıtlamalara tabi olacağı mevzuat gereğidir.

2022 yılında yapılan ve 03.04.2022-30.09.2024 tarihleri arasını kapsayan 2022/1071956 ihale kayıt numaralı “Belediye Hizmetlerinde Kullanılmak Üzere Muhtelif Cins Ve Miktarlarda Hizmet Aracı Kiralanması İşi”ne ait Teknik Şartname’nin 2.30’uncu maddesinde; kiralanacak araçlardan 73 adet binek otomobilin en az %50 oranında yerli muhteva oranına sahip olması gerektiği ifade edilmiştir.

Hakedişler üzerinden yapılan incelemelerde idareye teslim edilen araçların Teknik Şartname’de belirtilen diğer özellikleri karşılamış olmakla birlikte yerli muhteva oranının %44,10 olduğu görülmüştür. İdarenin araç kiralama ihalelerinde ilgili mevzuat hükümlerine uygun davranması ihalede şeffaflığı ve rekabeti artıracağı gibi kamu kaynaklarının da daha ekonomik kullanılmasına katkı sağlayacaktır.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından özetle; yerli muhteva oranı Bakanlık tarafından yayımlanan liste esas alınarak Teknik Şartname hazırlandığı ancak uygulama sürecinde yerli muhteva oranına ilişkin belgelendirme ve kontrol mekanizmalarının yeterince etkin işletilememesi ve bu durumun sehven gözden kaçmış olması nedeniyle hedeflenen %50 oranına ulaşılamadığı ifade edilmiştir. Bununla birlikte 2024 yılında yapılan yeni ihalede binek otomobiller için %50’nin üzerinde yerli muhteva şartına uyulması konusunda gerek ihale hazırlık sürecinde gerekse ihale sonrası muayene kabul süreçlerinde gerekli önlemlerin alındığı, ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, İdarenin araç kiralama ihalelerinde ilgili mevzuat hükümlerine uygun davranması gerekmektedir.

 BULGU 5: Parasal Limitler Dahilindeki Alımlarda Bütçeye Konulan Ödeneğin %10’unun Kamu İhale Kurulunun Uygun Görüşü Alınmadan Aşılması

 Belediye tarafından doğrudan temin ve pazarlık usulü ile yapılan mal alımlarında, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu’nun 62’nci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde öngörülen %10’luk sınırın aşılmış olmasına rağmen, aşan kısım için Kamu İhale Kurulundan uygun görüş alınmadığı görülmüştür.

Genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri ile özel bütçeli idareler, il özel idareleri ve belediyelerin kullanımında bulunan her türlü kaynaktan karşılanan mal veya hizmet alımları ile yapım işlerinin ihaleleri 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu hükümlerine göre yürütülmektedir. Bu Kanun’un 22’nci maddesi hükümlerine göre idarelerin, belirlenen sınırlar dahilinde mal ve hizmet alımları ile yapım işlerini ihale yetkilisince görevlendirilecek kişi veya kişiler tarafından piyasada fiyat araştırması yapılarak karşılamaları mümkün bulunmaktadır. Ancak, aynı Kanun’un “İdarelerce uyulması gereken diğer kurallar” başlıklı 62’nci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde, “Pazarlık usulü” başlıklı 21’inci maddesi ve “Doğrudan temin” başlıklı 22’nci maddesindeki parasal limitler dahilinde yapılacak harcamaların yıllık toplamının, idarelerin bütçelerine bu amaçla konulacak ödeneklerin %10’unu Kamu İhale Kurulunun uygun görüşü olmadıkça aşılamayacağı ifade edilmiştir.

Kamu İhale Genel Tebliği’nin “4734 sayılı Kanunun 62’nci maddesinin (ı) bendinin uygulanmasına ilişkin açıklamalar” başlıklı 21’inci maddesinde madde metni daha ayrıntılı olarak ele alınmış olup özetle; kurumların 21 (f) pazarlık ve 22 (d) doğrudan temin usulü (temsil ağırlama faaliyetleri kapsamındaki alımlar hariç) ile yapacakları harcamalardaki %10’luk sınırın hesaplamasında, yıllık bütçelerinde belirlenen toplam ödenek miktarının dikkate alınacağı ve kurum ve kuruluşların, mal alımı, hizmet alımı veya yapım işleri için bütçelerine konulan yıllık toplam ödenekleri üzerinden her biri için ayrı ayrı %10 oranını hesaplayacakları belirtilmiştir. Ayrıca Kanun kapsamındaki kurum ve kuruluşların, ihale ve harcama yapmaya yetkili birimlerinin pazarlık ve doğrudan temin kapsamında yaptıkları harcamalarının, toplam ödeneklerinin %10 oranını aşıp aşmadıklarını takip etmeleri gerektiği ve kurumların mal ve hizmet alımı ile yapım işleri ödeneklerinin aktarılması ile ilgili işlemleri yaparken veya bunların harcamalarını belirlerken bu durumu göz önünde bulundurması gerektiği hususu da hükme bağlanmıştır.

Söz konusu mevzuat hükümleri çerçevesinde, kurumların pazarlık usulü ve temsil ağırlama faaliyetleri kapsamında yapılacak harcamalar hariç doğrudan temin usulü ile yapacakları alımların yıllık toplamının, Kamu İhale Kurulunun uygun görüşü olmaksızın bütçelerine bu amaçla konulan ödeneklerin %10’unu aşmaları mümkün bulunmamaktadır.

Yapılan denetimlerde, İdare tarafından 21/f ve 22/d maddeleri kapsamında yapılan harcamaların mali yıl içinde takip edilmediği, aşağıdaki tabloda görüleceği üzere doğrudan temin ve pazarlık usulünün kullanıldığı mal alımlarında mevzuatta belirtilen %10’luk limitin Kamu İhale Kurumuna başvuru yapılmaksızın aşıldığı tespit edilmiştir.

Tablo 8: Kamu İhale Kurulundan Görüş Almadan Yapılan Alımlara İlişkin Limit Hesaplama

Tablosu

2024 Yılı Toplam Ödenek Tutarı

( (TL)

Toplam Ödeneğin %10’u (TL) 2024 yılında 21/f Kapsamında Yapılan Harcama Tutarı (TL) 2024 yılında 22/d Kapsamında Yapılan Harcama Tutarı (TL) Sınırı Aşan

Tutar(TL)

510.580.920,00 51.058.092,00 17.427.540,00 38.445.937,00 4.815.385,00

Belediyenin 2024 yılı ödeneğine göre Kamu İhale Kurulundan izin alınmaksızın mal alımları için doğrudan temin yöntemiyle harcama yapabileceği sınırın 51.058.092,00 TL olduğu görülmektedir. Ancak Kurum tarafından yıl içinde doğrudan temin usulü kapsamında 55.873.477,00 TL tutarında mal alımı yapılarak bütçeye bu amaçla konulan ödeneğinin

%10’unu 4.815.385,00 TL kadar aştığı anlaşılmaktadır.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından söz konusu hususla ilgili gerekli özenin gösterileceği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, doğrudan temin usulü ile mal alımlarında bütçeye bu amaçla konulan ödeneğin %10’unu aşan kısım için Kamu İhale Kurulundan izin alınması gerekmektedir.

BULGU 6: Zorunlu Mali Trafik Sigortası Hizmet Alımının Doğrudan Temin ile Gerçekleştirilmesi

 Belediye araçlarının zorunlu mali trafik sigortası alımının mevzuata aykırı bir şekilde ihale yapılmaksızın doğrudan temin usulüyle gerçekleştirildiği görülmüştür.

4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nun “Tanımlar” başlıklı 4’üncü maddesinde göre “Hizmetler” alanı; bakım ve onarım, taşıma, haberleşme, sigorta, araştırma ve geliştirme, muhasebe, piyasa araştırması ve anket, danışmanlık, tanıtım, basım ve yayım, temizlik, yemek hazırlama ve dağıtım, toplantı, organizasyon, sergileme, koruma ve güvenlik, meslekî eğitim, fotoğraf, film, fikrî ve güzel sanat, bilgisayar sistemlerine yönelik hizmetler ile yazılım hizmetlerini, taşınır ve taşınmaz mal ve hakların kiralanmasını ve benzeri diğer hizmetleri kapsamaktadır.

Anılan Kanun’un Temel ilkeler” başlıklı 5’inci maddesinde, idarelerin bu Kanuna göre yapılacak ihalelerde; saydamlığı, rekabeti, eşit muameleyi, güvenirliği, gizliliği, kamuoyu denetimini, ihtiyaçların uygun şartlarla ve zamanında karşılanmasını ve kaynakların verimli kullanılmasını sağlamakla sorumlu oldukları; aynı maddenin devamında ise bu Kanuna göre yapılacak ihalelerde açık ihale usulü ve belli istekliler arasında ihale usulünün temel usuller olduğu ifade edilmiştir.

22.08.2009 tarih ve 27327 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Kamu İhale Genel Tebliği’nin “Zorunlu mali sorumluluk sigortası” başlıklı 68’inci maddesinin 1’inci fıkrasında; sigorta hizmetlerinin, 4734 sayılı Kanun’un 4’üncü maddesindeki hizmetler kapsamında yer aldığından anılan Kanuna göre ihale edilmesi gerektiği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu

uyarınca yaptırılması zorunlu olan mali sorumluluk sigortası ihalelerinde, idarelerin araç sayısı ve plaka numaralarını belirtmek zorunda oldukları ve isteklilerin idari şartnamede yer alan araç sayısı, aracın kayıtlı olduğu il ve aracın hasarsızlık oranını dikkate alarak teklif vereceği açık bir şekilde belirtilmiştir.

Anılan mevzuat hükümlerinden de anlaşılacağı üzere sigorta hizmetleri Kanunda sayılan hizmetler kapsamında yer aldığından, 4734 sayılı Kanun hükümlerine göre ihale edilmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

Yapılan incelemede, 2024 yılında muhtelif sayıda araç için 6 adet trafik sigortası hizmet

alımının ihale yapılmaksızın doğrudan temin usulüyle gerçekleştirildiği tespit edilmiştir.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından özetle teknik nedenlerden ötürü söz konusu alımın doğrudan temin usulü ile gerçekleştirildiği, bundan sonraki süreçte bu konuyla ilgili gerekli özenin gösterileceği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, ilgili mevzuat hükümlerine göre zorunlu mali trafik sigortası hizmet

alımının ihale ile gerçekleştirilmesi gerekmektedir.

BULGU 7: Bütçe Emaneti Ödemelerinde Mevzuatta Belirtilen Sıraya Uyulmaması

 İdarenin muhasebe kayıtlarının incelenmesi sonucunda, nakit yetersizliği ve benzeri nedenlerden dolayı 320- Bütçe Emanetleri Hesabına kaydedilen bütçe giderlerinin ilgililere ödenmesi aşamasında 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nde belirlenen öncelik sırasına uyulmadığı görülmüştür.

5018 sayılı Kanun’un “Ödenemeyen giderler ve bütçeleştirilmiş borçlar” başlıklı 34’üncü maddesinde;

Kamu idarelerinin nakit mevcudunun tüm ödemeleri karşılayamaması halinde giderler, muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ödenir. Ancak, sırasıyla kanunları gereğince diğer kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, prim, fon kesintisi, pay ve benzeri tutarlara, tarifeye bağlı ödemelere, ilama bağlı borçlara, ödenmemesi halinde gecikme cezası veya faiz gibi ek yük getirecek borçlara ve ödenmesi talep edilen emanet hesaplarındaki tutarlara öncelik verilir” denilmektedir.

Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 320-Bütçe Emanetleri Hesabına ilişkin işlemleri düzenleyen 249’uncu maddesinde de aynı kural tekrar edilerek, bütçe emanetlerine alınan tutarların Kanunda öncelik sırasıyla sayılan istisnalar dışında muhasebe kayıtlarına alınma sırasına göre ilgililerine ödeneceği hükme bağlanmıştır.

Yapılan incelemede bütçe emanetine alınan bazı tutarların ödenmesinde emanete alınma tarihinin dikkate alınmadığı anlaşılmıştır.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından emanetlerin ilgililere ödenmesi hususunda mevzuata uygun şekilde hareket edileceği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak kamu kaynaklarının hukuka uygun bir şekilde kullanılmasını ve alacaklıların olası bir hak kaybı yaşamamasını teminen bütçe emanetlerine alınan tutarların 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu ile Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nde belirlenen öncelik sırasına göre ödenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

BULGU 8: İşçilerin Birikmiş Yıllık Ücretli İzinlerinin Kanuna Uygun Olarak Kullandırılmasına İlişkin Tedbirlerin Alınmaması

 Belediyede çalışan işçilerin sosyal hakları olan yıllık ücretli izinlerinin zamanında düzenli olarak kullandırılmadığı ve bu nedenle birikmiş yıllık izin sürelerinin bulunduğu görülmüştür.

Anayasa’nın “Çalışma Şartları ve Dinlenme Hakkı” başlıklı 50’nci maddesinde; dinlenmenin çalışanların hakkı olduğu ve bu haklar ile şartlarının kanunla düzenleneceği hüküm altına alınmıştır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 53’üncü maddesinde işçilere yıllık izin verileceği ve yıllık ücretli izin hakkından vazgeçilemeyeceği; 56’ncı maddesinde yıllık iznin 53’üncü maddede gösterilen süreler içinde işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesinin zorunlu olduğu; 59’uncu maddesinde iş sözleşmesinin herhangi bir nedenle sona ermesi halinde işçinin hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine ait ücretin, sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücreti üzerinden kendisine veya hak sahiplerine ödeneceği; 60’ıncı maddesinde yıllık ücretli izinlerin, yürütülen işlerin niteliğine göre yıl boyunca hangi dönemlerde kullanılacağı, izinlerin ne suretle ve kimler tarafından verileceği veya sıraya bağlı tutulacağı, yıllık izninin faydalı olması için işveren tarafından alınması gereken tedbirler ve izinlerin kullanılması konusuna ilişkin usuller ile işverence tutulması zorunlu kayıtların şekline ilişkin hususların ilgili Bakanlık tarafından hazırlanacak bir Yönetmelik ile gösterileceği belirtilmiştir.

Bu Kanun hükmüne istinaden 03.03.2004 tarih ve 25391 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Yıllık Ücretli İzin Yönetmeliği’nde de yıllık izinlerin kullanımı ile ilgili olarak İş Kanunu’na benzer düzenlemeler yapılmıştır. Aynı Kanun’un 103’üncü maddesinde ise yıllık ücretli izni bu Kanun’un 56’ncı maddesine aykırı olarak bölen veya hak edilmiş izni kullanmadan iş sözleşmesinin sona ermesi halinde bu izne ait ücreti ödemeyen veya belirtilen Yönetmelik’in esas ve usullerine aykırı olarak izin kullandırmayan veya eksik kullandıran işveren veya işveren vekiline bu durumda olan her işçi için ikiyüzyirmi Türk Lirası (2024 yılında 2.666 TL) idari para cezası verileceği hükme bağlanmıştır.

Ayrıca Cumhurbaşkanlığı’nın 31.05.2024 tarih ve 32549 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Tasarruf Tedbirleri konulu 2024/7 sayılı Genelge’sinde; 4857 sayılı Kanun kapsamında çalışan işçilerin yıl içinde kazandıkları yıllık ücretli izin sürelerinin ilgili yıl içerisinde, önceki yıllarda hak kazanıp kullanmadıkları yıllık izin sürelerinin de yürütülen hizmetlerde aksamaya sebep olmayacak şekilde azami üç yıl içerisinde kullandırılması gerektiği belirtilmiştir.

Söz konusu düzenlemelere göre işverenin yıllık izinleri kullandırma yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve işçinin de izin hakkından feragat etmesi mümkün değildir. Diğer taraftan işçiler emekli olduklarında veya herhangi bir şekilde iş akitleri sona erdiğinde mevzuat hükümleri gereği yıllık izin hakları ücrete dönüşmekte ve yıllık izin karşılığı yapılacak olan bu ücret ödemesi de işçinin son ücreti üzerinden yapılacağından yüksek tutarlarda ödeme yapılmasına neden olmaktadır. Ayrıca Anayasal bir hak olan yıllık izinlerin kullandırılmaması durumunda idareler, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 103’üncü maddesi gereğince idari para cezası ile karşı karşıya kalabilmektedir.

Yapılan incelemede, Kamu İdaresi’nde görev alan kadrolu 26 işçinin toplam 3947 gün kullanmadığı izninin bulunduğu tespit edilmiştir. Bu işçiler emekli olduklarında veya herhangi bir şekilde iş akitleri sona erdiğinde mevzuat hükümleri gereği yıllık izin hakları işçinin son ücreti dikkate alınarak izin ücreti ödeneceğinden idareler açısından öngörülemeyen giderlerin ortaya çıkmasına neden olacaktır.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından söz konusu hususla ilgili

gerekli çalışmaların başlatıldığı ifade edilmiştir.

Belirtilen mevzuat hükümleri ve yapılan açıklamalar çerçevesinde Kamu İdaresi’nde çalışan işçilerin yıllık ücretli izinlerinin, mevzuata uygunluk ve İdareye ek mali külfet getirmemesi    amacıyla    biriktirilmeden,    zamanında    ve    düzenli    olarak    kullandırılması gerekmektedir.

BULGU 9: Şirket Personeli Dahil Personel Giderlerinin Mevzuatta Belirlenen Sınırın Üzerinde Olması

 İdarenin yıllık personel ödemeleri toplamının kanunda belirtilen üst sınırı aştığı görülmüştür.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Norm kadro ve personel istihdamı” başlıklı 49’uncu maddesinin sekizinci fıkrasında; “Belediyenin yıllık toplam personel giderleri, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre belirlenecek yeniden değerleme katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın yüzde otuzunu aşamaz. Nüfusu 10.000’in altında olan belediyelerde bu oran yüzde kırk olarak uygulanır. Yıl içerisinde aylık ve ücretlerde beklenmedik bir artışın meydana gelmesi sonucunda personel giderlerinin söz konusu oranları aşması durumunda, cari yıl ve izleyen yıllarda personel giderleri bu oranların altına ininceye kadar yeni personel alımı yapılamaz. Yeni personel alımı nedeniyle bu oranın aşılması sebebiyle oluşacak kamu zararı, zararın oluştuğu tarihten itibaren hesaplanacak kanunî faiziyle birlikte belediye başkanından tahsil edilir…” denilmektedir.

22.02.2007 tarihli ve 26442 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Belediye ve Bağlı Kuruluşları ile Mahalli İdare Birlikleri Norm Kadro İlke ve Standartlarına Dair Yönetmelik’in “Kadroların kullanımı” başlıklı 14’üncü maddesinde; “Belediye ve mahalli idare birlikleri, bu Yönetmeliğe uygun olarak ihdas edilecek kadro ve pozisyonların kullanımında, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49 uncu maddesinin sekizinci fıkrasını göz önünde bulundurmak zorundadırlar” düzenlemesine yer verilmiştir.

28.04.2018 tarihli ve 30405 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İl Özel İdareleri, Belediyeler ve Bağlı Kuruluşları ile Bunların Üyesi Olduğu Mahalli İdare Birliklerinin Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmetlerinin Gördürülmesine İlişkin Usul ve Esasların 5’inci maddesinin birinci fıkrasında ise; “İdarelerin, şirket personeli de dahil yıllık toplam personel giderleri, idarenin gerçekleşen en son yıl bütçe gelirleri toplamının 213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre belirlenecek yeniden değerleme katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın yüzde kırkını aşamaz. Bu oran büyükşehir belediyelerinde yüzde otuz olarak uygulanır. Yıl içerisinde aylık ve ücretlerde beklenmedik bir artışın meydana gelmesi sonucunda personel giderlerinin söz konusu oranları aşması durumunda, cari yıl ve izleyen

yıllarda personel giderleri bu oranların altına ininceye kadar yeni personel alımı yapılamaz.”

düzenlemelerine yer verilmiştir.

Yapılan incelemede, İdarenin 2024 yılı içerisinde şirket personeli de dahil yıllık toplam personel giderleri, gerçekleşen son yıl bütçe gelirlerinin 213 sayılı Kanun ile belirlenen yeniden değerleme katsayısı ile çarpılması sonucu bulunan miktarın yüzde kırkını aştığı tespit edilmiştir. Aşağıdaki tabloda gösterildiği üzere İdarenin yıllık personel giderleri toplamının mevzuatta belirtilen yüzde kırk sınırını aşarak %58,99 oranında gerçekleşmesi belirtilen mevzuat hükümlerine aykırılık teşkil etmektedir.

Tablo 9: Belediyenin 2024 Yılı Personel Giderlerine İlişkin Üst Sınır Hesabı Tablosu

Yıllık Personel Giderleri Toplamı

(TL) (a)

Gerçekleşen Son Yıl Bütçe Gelirleri Toplamı

(TL) (b)

Yeniden

Değerleme Katsayısı (c)

Yeniden Değerleme Sonucu Bulunan Gelir Toplamı (TL)

(d) (d=b*c)

Oran (%)

(e) (e=a/d)

1.466.663.192,72 1.727.416.547,22 43,93 2.486.270.636,41 58,99%

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından bundan sonraki süreçte söz konusu hususla ilgili gerekli özenin gösterileceği ifade edilmiştir.

İdarenin şirket personeli de dahil yıllık toplam personel giderleri, gerçekleşen en son yıl bütçe gelirlerinin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na göre belirlenecek yeniden değerleme katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarın yüzde kırkını aşmaması, yıl içerisinde aylık ve ücretlerde beklenmedik bir artışın meydana gelmesi sonucunda personel giderlerinin söz konusu oranları aşması durumunda, cari yıl ve izleyen yıllarda personel giderleri bu oranların altına ininceye kadar yeni personel alımı yapılmaması gerekmektedir.

BULGU 10: Sosyal Hizmetler Kanunu Kapsamında Personel İstihdam Edilmemesi

 Belediyede Sosyal Hizmetler Kanunu uyarınca belirtilen oranda personelin istihdam edilmediği tespit edilmiştir.

2828 sayılı Sosyal Hizmetler Kanunu’nun Ek 1’inci maddesinin birinci fıkrasında, haklarında korunma veya bakım tedbir kararı alınmış olup Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının sosyal hizmet modellerinden yararlanan çocukların kamu kurumlarında istihdamı düzenlenmiş, aynı fıkranın (a) bendinde kamu kurum ve kuruluşları tarafından hangi statüde olursa olsun serbest kadro ve pozisyonları toplamının binde birinin bu madde kapsamında istihdam edilecekler için ayrılacağı, serbest kadro ve pozisyon toplamının binden az olması hâlinde dahi kamu kurum ve kuruluşlarında en az bir personelin bu madde kapsamında istihdam edileceği belirtilmiştir.

Yapılan incelemede Belediyenin 2828 sayılı Kanun’un Ek 1’inci maddesinin birinci fıkrası gereğince belirtilen oranda zorunlu personeli istihdam etmediği görülmüştür.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından ilgili mevzuat kapsamında 1 adet personelin istihdam edildiği ifade edilmişse de, zorunlu istihdam açısından kontenjan eksiği olduğu görülmüştür.

Sonuç olarak, anılan mevzuat hükümleri gereğince belirtilen oranda personel istihdamı için gerekli çalışmaların yapılması gerekmektedir.

BULGU 11: İdare Tarafından Bütçe İçi İşletmeye İlişkin Herhangi Bir Denetim Yapılmaması

 Belediyenin bütçe içi işletmeye ilişkin denetim faaliyetinin olmadığı görülmüştür.

Bahçelievler Belediyesi Bütçe İçi İşletmesi Yönetmeliği’nin “Denetim” başlıklı 15’inci maddesinde “Sosyal Tesisler Bütçe İçi İktisadi İşletmesi, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 63. ve 68. maddeleri gereği iç ve dış (Sayıştay) denetime tabidir.” hükmü yer almaktadır. İlgili Yönetmelik’in Mali işler sorumlusunu düzenleyen 21’inci maddesinde sorumlunun görev ve yetkileri şu şekilde açıklanmıştır:

h- Her yılsonunda tesislerin yıllık faaliyeti konusunda rapor hazırlamak,

 ı- İşletme bünyesinde görevli Muhasebe yetkilisi mutemetlerinin hesap, belge ve

işlemlerini ilgili mevzuatında öngörülen zamanlarda denetlemek

 …” hükümleri yer almaktadır.

Yapılan incelemelerde 2024 yılında Bütçe İçi İşletme’ye ilişkin herhangi bir denetim faaliyeti olmadığı görülmüştür.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından gerekli planlama ve hazırlıkların yapıldığı, önümüzdeki süreçte Bütçe İçi İşletmeye ilişkin denetim faaliyetinin başlatılacağı ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, İdare tarafından Bütçe İçi İşletme’nin tüm iş ve işlemlerinin ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak yürütülmesi gerektiği değerlendirilmektedir.

BULGU 12: İdare Tarafından Kendi İştirakine İşlettirilen Otoparkların Ruhsatının Olmaması

İdare tarafından ecrimisil karşılığında idarenin iştiraki olan Bahçelievler Yönetim Danışmanlığı Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ne işlettirilen otoparkların ruhsatsız olarak faaliyetlerine devam ettiği görülmüştür.

5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 7’nci maddesinin birinci fıkrasında büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları hüküm altına alınmıştır. Söz konusu fıkranın (l) bendinde, yolcu ve yük terminalleri, kapalı ve açık otoparkları yapmak, yaptırmak, işletmek, işlettirmek veya ruhsat vermek büyükşehir belediyesinin görev, yetki ve sorumlulukları arasında sayılmıştır.

İlgili maddenin ikinci fıkrasında ise büyükşehir belediyelerinin birinci fıkranın (l), (s),

(t) bentlerindeki görevleri ile temizlik hizmetleri ve adres ve numaralandırmaya ilişkin görevlerini belediye meclisi kararı ile ilçe belediyelerine devredebileceği, birlikte yapabileceği hükmü yer almaktadır.

Aynı maddenin üçüncü fıkrasında da ilçe belediyelerinin görev ve yetkileri düzenlenmiş olup, (d) bendinde 24.12.2020 tarihli ve 7261 sayılı Kanun’un 29’uncu maddesiyle, “bölge otoparkı, kapalı ve açık otoparklar yapmak, yaptırmak, işletmek, işlettirmek veya ruhsat vermek” ibaresi eklenerek büyükşehir ilçe belediyelerine yetki verilmiştir. İşyeri açma ve çalışma ruhsatlarının verilmesinde uygulanacak esas ve usulleri düzenleyen İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik’e göre otoparklar sıhhi müessese grubunda yer alan işyerleri arasında bulunmaktadır.

Yukarıda yer verilen düzenlemelerden; ilçe belediyeleri tarafından işletilen kapalı ve açık otoparkların 24.12.2020 tarihine kadar büyükşehir belediyesi tarafından, söz konusu tarihten sonra ise İdare tarafından ruhsatlandırılması gerektiği, ayrıca yine 24.12.2020 tarihinden sonra sınırları içerisinde yer alan ve sıhhi müessese kapsamında olan kapalı ve açık otoparkları yapma, yaptırma, işletme, işlettirme veya İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik kapsamında ruhsatlandırma yetkisinin de büyükşehir ilçe belediyesine tevdi edildiği anlaşılmaktadır.

Yapılan incelemede, idare tarafından kendi iştiraki olan Bahçelievler Yönetim Danışmanlığı Gıda Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ne ecrimisil karşılığı işlettirilen 7 adet otoparkın ruhsatsız şekilde faaliyetini sürdürdüğü görülmüştür.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından söz konusu hususla ilgili gerekli işlemlerin başlatıldığı ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, İdarenin yetki ve görev alanındaki otopark işletmelerinin işyeri açma ve çalışma ruhsatlarının bulunup bulunmadığının takibinin sağlanması gerekmektedir.

BULGU 13: Kurumda Ön Malî Kontrole İlişkin İşlemlerin Yapılmaması

 Belediye harcama birimi ve muhasebe birimi tarafından yerine getirilmesi gereken ön mali kontrol işlemlerinin yapılmadığı görülmüştür.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun 57’inci maddesinde; kamu idarelerinin malî yönetim ve kontrol sistemlerinin; harcama birimleri, muhasebe ve malî hizmetler ile ön malî kontrol ve iç denetimden oluşacağı; 58’inci maddesinde; ön malî kontrolün harcama birimlerinde işlemlerin gerçekleştirilmesi aşamasında yapılan kontroller ile malî hizmetler birimi tarafından yapılan kontrolleri kapsadığı, ön malî kontrol sürecinin, malî karar ve işlemlerin hazırlanması, yüklenmeye girişilmesi, iş ve işlemlerin gerçekleştirilmesi ve belgelendirilmesinden oluştuğu; kamu idarelerinde ön malî kontrol görevinin, yönetim sorumluluğu çerçevesinde yürütüleceği, harcama birimlerinde işlemlerin gerçekleştirilmesi aşamasında yapılacak asgarî kontrollerde, malî hizmetler birimi tarafından ön malî kontrole tâbi tutulacak malî karar ve işlemlerin usûl ve esasları ile ön malî kontrole ilişkin standart ve yöntemlerin Maliye Bakanlığınca belirleneceği, kamu idarelerinin, bu standart ve yöntemlere aykırı olmamak şartıyla bu konuda düzenleme yapabileceği belirtilmiştir. İç Kontrol ve Ön Malî Kontrole İlişkin Usul ve Esasların “Ön malî kontrol süreci” başlıklı 12’nci maddesinde;

“… Harcama birimlerinde süreç kontrolü yapılır. Süreç kontrolünde, her bir işlem daha önceki işlemlerin kontrolünü içerecek şekilde tasarlanır ve uygulanır. Malî işlemlerin yürütülmesinde görev alanlar, yapacakları işlemden önceki işlemleri de kontrol ederler. Süreç kontrolünü sağlamak amacıyla malî işlemlerin süreç akış şeması hazırlanır ve üst yöneticinin onayı ile yürürlüğe konulur.

Harcama yetkilileri, yardımcıları veya hiyerarşik olarak kendisine en yakın üst kademe

yöneticileri arasından bir veya daha fazla sayıda gerçekleştirme görevlisini ödeme emri belgesi

düzenlemekle görevlendirir. Ödeme emri belgesini düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlileri, ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön malî kontrol yaparlar. Bu gerçekleştirme görevlileri tarafından yapılan kontrol sonucunda, ödeme emri belgesi üzerine ” Kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür” şerhi düşülerek imzalanır. .” hükmü, “Kontrol usulü” başlıklı 13’üncü maddesinde ise;

“Harcama birimlerinde ve malî hizmetler biriminde yapılan kontrol sonucunda, malî karar ve işlemin uygun görülmesi halinde, dayanak belgenin üzerine “Kontrol edilmiş ve uygun görülmüştür” şerhi düşülür veya yazılı görüş düzenlenir.

Malî karar ve işlemin uygun görülmemesi halinde ise nedenleri açıkça belirtilen bir görüş yazısı yazılarak kontrole tâbi karar ve işlem belgeleri eklenmek suretiyle ilgili birimine gönderilir.

Malî hizmetler birimince, Usul ve Esasların 17 (Taahhüt evrakı ve sözleşme tasarıları) ve 26 ncı (Yurtdışı kira katkısı) maddeleri uyarınca yapılan kontrollerde yazılı görüş düzenlenmesi zorunludur. Bu yazıda, yapılan kontrol sonucunda malî karar ve işlemin uygun görülüp görülmediği, uygun görülmemişse nedenleri açıkça belirtilir. Mevzuatına uygun olarak giderilebilecek nitelikte eksiklikleri bulunan malî karar ve işlemlerde, bu eksiklikler ve nasıl düzeltilebileceği hususları belirtilmek ve bunların düzeltilmesi kaydıyla işlemin uygun görüldüğü şeklinde yazılı görüş düzenlenebilir.” hükümleri yer almaktadır.

İlgili Esasların 14’üncü maddesinde ise; Malî hizmetler biriminde ön malî kontrol yetkisinin malî hizmetler birimi yöneticisine ait olduğu, kontrol sonucunda düzenlenen yazılı görüş ve kontrol şerhlerinin malî hizmetler birimi yöneticisi tarafından imzalanacağı, malî hizmetler birimi yöneticisinin, bu yetkisinin sınırlarını açıkça belirtmek şartıyla yazılı olarak yardımcısına veya birimin iç kontrol alt birim yöneticisine devredebileceği, malî hizmetler birimi yöneticisinin harcama yetkilisi olması durumunda ön malî kontrol görevinin, iç kontrol alt birim yöneticisi tarafından yürütüleceği, malî hizmetler biriminin ön malî kontrolüne tâbi malî karar ve işlemlerin kontrolünün, birimin iç kontrol alt birimi tarafından yerine getirileceği, harcama birimlerinde ödeme emri belgesi ve eki belgeler üzerinde ön malî kontrol görevinin, ödeme emri belgesi düzenlemekle görevlendirilen gerçekleştirme görevlisi tarafından yerine getirileceği, ifade edilmiştir.

Belediyenin harcama birimleri tarafından ön mali kontrol işlemlerinin yapılması ve

gerçekleştirme görevlileri tarafından, ödeme emri belgesi üzerine “Kontrol edilmiş ve uygun

 

görülmüştür” şerhinin düşülerek imzalanması gerekmektedir. Kurumda sözleşme tasarıları ve ödemelerin ön mali kontrole tabi tutulmadan yapılmasının mevzuata uygun olmadığı değerlendirilmektedir.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından bundan sonraki süreçte söz konusu hususla ilgili gerekli özenin gösterileceği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, harcama birimi ve muhasebe birimi tarafından yerine getirilmesi gereken ön mali kontrol işlemlerinin ilgili mevzuat hükümlerine uygun şekilde yerine getirilmesi gerekmektedir.

BULGU 14: Kurumda İç Denetim Birimi Olmasına Rağmen Denetim Faaliyetinin Olmaması ve Rapor Üretilmemesi

 Kurumda, iç kontrolün önemli bir unsuru olan iç denetim faaliyeti kapsamında performans, uygunluk ve sistem denetimi ile izleme faaliyeti gerçekleştirilmediği, bunlara ilişkin rapor üretilmediği, bu kapsamda sadece danışmanlık faaliyeti yürütüldüğü tespit edilmiştir.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun, “İç kontrolün tanımı” başlıklı 55’inci maddesinin birinci fıkrasındaki:

“(Değişik birinci fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) İç kontrol; idarenin amaçlarına, belirlenmiş politikalara ve mevzuata uygun olarak faaliyetlerin etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde yürütülmesini, varlık ve kaynakların korunmasını, muhasebe kayıtlarının doğru ve tam olarak tutulmasını, malî bilgi ve yönetim bilgisinin zamanında ve güvenilir olarak üretilmesini sağlamak üzere idare tarafından oluşturulan organizasyon, yöntem ve süreçle iç denetimi kapsayan malî ve diğer kontroller bütünüdür.” Hükmü, “Kontrolün yapısı ve işleyişi” başlıklı 57’nci maddesinin birinci fıkrasındaki:

“(Değişik birinci fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) Kamu idarelerinin malî yönetim ve kontrol sistemleri; harcama birimleri, muhasebe ve malî hizmetler ile ön malî kontrol ve iç denetimden oluşur.” Hükmü, “İç denetim” başlıklı 63’üncü maddesindeki:

“İç denetim, kamu idaresinin çalışmalarına değer katmak ve geliştirmek için kaynakların ekonomiklik, etkililik ve verimlilik esaslarına göre yönetilip yönetilmediğini değerlendirmek ve rehberlik yapmak amacıyla yapılan bağımsız, nesnel güvence sağlama ve

danışmanlık faaliyetidir. Bu faaliyetler, idarelerin yönetim ve kontrol yapıları ile malî işlemlerinin risk yönetimi, yönetim ve kontrol süreçlerinin etkinliğini değerlendirmek ve geliştirmek yönünde sistematik, sürekli ve disiplinli bir yaklaşımla ve genel kabul görmüş standartlara uygun olarak gerçekleştirilir.

 (Düzenleme ikinci fıkra: 22/12/2005-5436/10 md.) İç denetim, iç denetçiler tarafından yapılır. (Ek cümle: 22/12/2005-5436/10 md.) Kamu idarelerinin yapısı ve personel sayısı dikkate alınmak suretiyle, İç Denetim Koordinasyon Kurulunun uygun görüşü üzerine, doğrudan üst yöneticiye bağlı iç denetim birimi başkanlıkları kurulabilir.” hükümleri uyarınca 5018 sayılı Kanun’a tabi kurumlarda iç kontrol sistemi, ön mali kontrol, mali kontrole ve disipline yönelik organizasyon, yöntem ve süreçler ile iç denetimden oluşmaktadır.

Yapılan incelemede, İdarede iç denetçi istihdamının sağlanmış olmasına rağmen, 2024 yılı içinde sadece danışmanlık faaliyeti yürütüldüğü fakat iç denetimin diğer unsurları olan performans denetimi, uygunluk denetimi, sistem denetimi ve izleme faaliyeti konularında herhangi bir iç denetim faaliyetinin gerçekleştirilmediği ve rapor üretilmediği anlaşılmıştır.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından verilen cevapta özetle, İç Denetim Birim Başkanlığı tarafından 2024 yılı içinde toplam 10 danışmanlık faaliyeti yürütüldüğü ifade edilmiş, personel eksikliği ve bütçe olanakları gibi kısıtlar bulunmasına rağmen, 2025 yılı itibarıyla iç kontrol ve iç denetim sisteminin etkinliğini artırmak amacıyla gerekli idari önlemlerin alınacağı belirtilmiştir.

Sonuç olarak; yukarıdaki mevzuat hükümleri göz önüne alındığında, iç denetimin, mali kontrolün çok önemli ve tamamlayıcı bir fonksiyonu olduğu açıktır. Bu nedenle iç denetim biriminin etkin şekilde çalıştırılması, mali işlem ve faaliyetlerindeki hataların önlenmesi ve çözüme kavuşturulması bakımından önem arz etmektedir.

BULGU    15:     Acil     Olmayan     İhtiyaçların     Avans    Şeklinde     Ödeme     ile Gerçekleştirilmesi

 İdarede avans verilmesini gerektiren şartlar oluşmadığı halde alımlar için avans verilerek ödeme gerçekleştirildiği görülmüştür.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Ön Ödeme” başlıklı 35’inci maddesinin birinci fıkrasında; harcama yetkilisinin uygun görmesi ve karşılığı ödeneğin saklı tutulması  kaydıyla,  ilgili  kanunlarda  öngörülen  haller  ile  gerçekleştirme  işlemlerinin

tamamlanması beklenilemeyecek ivedi veya zorunlu giderler için avans vermek veya kredi açmak suretiyle ön ödeme yapılabileceği, verilecek avansın üst sınırlarının merkezî yönetim bütçe kanununda gösterileceği hükmü yer almaktadır.

Buna göre, avans şeklinde ödeme istisnai ve belli şartlarda kullanılması gereken bir ödeme yöntemi olup, sürekli bir ödeme yöntemi değildir. Giderin ilgili kanunlarda öngörülmüş olması, gerçekleştirme işlemlerinin tamamlanması beklenilemeyecek ivedi ve zorunlu bir gider olması, ilgili bütçe tertibinde yeterli ödeneğin olması durumunda avans şeklinde ödeme gerçekleştirilebilir. Bir giderin ivedi ve zorunlu olarak değerlendirilebilmesi için ihtiyacın giderilmemesi durumunda kamu hizmetinin aksaması gerekmektedir. Bu ödeme yönteminin ivedi ve zorunlu olmayan giderler için de kullanılması harcamaların ön mali kontrol ve diğer kontrollere tabi tutulmadan yapılmasına sebep olacaktır.

Ayrıca, avans verilmesi için gerekli şartlar oluşmuş olsa bile, ihtiyacın idarenin tabi olduğu ihale mevzuatı hükümlerine göre karşılanması, gider gerçekleştirildiğinde süresi içerisinde avans mahsubunun yapılması ve alım yöntemine göre kanıtlayıcı evrakların düzenlenmesi gerekmektedir.

Yapılan incelemede; gerçekleştirme işlemlerinin tamamlanması beklenilemeyecek ivedi veya zorunlu giderlerden olmadığı halde, kırtasiye malzemesi ve oyuncak alımı, kağıt alımı vb. giderlerin avans şeklinde ödeme ile karşılandığı tespit edilmiştir.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından söz konusu hususla ilgili gerekli özenin gösterileceği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, ön ödeme suretiyle yapılan işlemlerde ilgili mevzuat hükümlerine uyulması gerekmektedir.

BULGU 16: İmar Kanunu Gereğince Tahsil Edilen Otopark Gelirlerinin Amacı Dışında Kullanılması

İdare tarafından elde edilen otopark gelirlerinin sadece bölge otoparkı için gerekli arsa alımları ile otopark inşasında kullanılması zorunlu olmasına rağmen, bu gelirlerin İdarenin cari giderleri için kullanıldığı görülmüştür.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun “Otoparklar” başlıklı 37’nci maddesinin üçüncü fıkrasında; 

Kullanma izni alındıktan sonra otopark yeri, plana ve yönetmelik hükümlerine aykırı olarak başka maksatlara tahsis edilemez. Bu fıkra hükmüne aykırı hareket edildiği takdirde ilgili idarece yapılacak tebligat üzerine en geç üç ay içerisinde bu aykırılık giderilir. Mülk sahibi tebligata rağmen müddeti içerisinde gerekli düzeltmeyi yapmaz ise, belediye encümeni veya il idare kurulu kararı ile bu hizmet ilgili idarece yapılır ve masrafı mal sahibinden tahsil edilir.

…” hükmü yer almaktadır.

3194 sayılı İmar Kanunu’nun 37’nci ve 44’üncü maddelerine dayanılarak çıkarılan Otopark Yönetmeliği’nin “Genel esaslar” başlıklı 4’üncü maddesinin birinci fıkrasında; binayı kullananların otopark ihtiyacının bina içinde veya parselinde karşılanmasının bu fıkrada belirtilenler haricinde zorunlu olduğu ifade edildikten sonra, otopark ihtiyacı kısmen veya tamamen parselinde karşılanamayan durumlar ayrıntılı olarak sayılmıştır. Aynı fıkrada, otopark ihtiyacı karşılanamayan parsellerde, ihtiyacın komşu parsellerle ortak otopark uygulaması veya ada içi otopark uygulamaları şeklinde karşılanacağı, otopark olarak gösterilen yapı ya da bağımsız bölüm ile bu otoparkı kullanacak olan yapı ya da bağımsız bölümlerin tapularında ayrı ayrı süresiz irtifak kurulacağı, tapu kütüğünün beyanlar hanelerinde bu konuda belirtme yapılması kaydıyla; 1500 metrelik yarıçap veya 2000 metrelik yürüme mesafesi içinde kamulaştırmaya konu olmayan başka parselden ya da binadan veya binaların zorunlu olarak ayrılması gerekenler haricindeki müstakil otopark olarak ayrılmaya müsait olan bölümlerinden veyahut ticari otoparklardan karşılanacağı belirtildikten sonra yine çözüm sağlanamaması halinde, ilgili idarelerce, Yönetmelik’in 12’nci maddesinde yer alan esaslar dâhilinde bedel alınmak suretiyle bölge otoparkından yer tahsis edilerek ihtiyacın karşılanacağı ifade edilmiştir.

Diğer yandan, Yönetmelik’in “Otopark bedelinin tespit, tahakkuk ve tahsili” başlıklı 12’nci maddesine göre: otopark bedellerinin kamu bankalarından herhangi birinde açılacak otopark hesabına yatırılması ve bu hesapta toplanan meblağa yasaların öngördüğü faiz oranının uygulanması zorunludur. Yönetmelik’in “Otopark hesabından yapılacak harcamalar” başlıklı 13’üncü maddesine göre de otopark hesabında toplanan meblağın otopark tesisi dışında başka bir amaçla kullanılmaması gerekmektedir.

Mevzuatın ilgili hükümlerinden anlaşılacağı üzere; otopark ihtiyacının bina içinde veya parselinde karşılanması esas olup zorunlu nedenlerle yukarıda belirtilen şekliyle otopark

sağlanamayan durumlarda; belediyece, bedel alınmak suretiyle bölge otoparkından yer tahsis edilerek ihtiyacın karşılanması mümkündür. Alınan bedelin kamu bankalarında açtırılan otopark hesabına yatırılması gerekmektedir. Hesapta toplanan meblağlar ise sadece bölge veya genel otoparkların yapımında kullanılacak olup idarelerin başka harcamalarında kullanılamayacaktır.

Yapılan incelemede; İdarenin otopark hesabında 2024 yılı içerisinde 163.167.002,53 TL biriktiği, ilgili hesapta biriken tutardan cari harcamaların finansmanı amacıyla ilgili hesaplara para aktarıldığı tespit edilmiştir.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından 2024 yılı içerisinde otopark hesabından kullanılan tutarların personel maaşları ve fatura ödemelerinde kullanıldığı, bundan sonraki süreçte bu hesapta toplanan tutarların mevzuata uygun kullanılması hususunda gerekli özenin gösterileceği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, İdarenin otopark hesabında toplanan tutarların mevzuatında belirtildiği üzere, Belediye sınırları içindeki otopark ihtiyacının karşılanması için kullanılması gerekmektedir.

BULGU 17: Belediye Adına Tescil Edilmiş Taşıtlar ile Belediyenin Envanter Kayıtlarında Yer Alan Taşıtlar Arasında Uyumsuzluk Olması

 Belediyenin taşıtlarına ilişkin envanter kayıtları ile Türkiye Noterler Birliğinden alınan aktif tescil kaydı bilgilerinin karşılaştırılması sonucunda 4 adet aracın envanter kayıtlarından düşülmesine rağmen araç tescil kayıtlarından düşülmediği görülmüştür.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Hesap verme sorumluluğu” başlıklı 8’inci maddesinde; her türlü kamu kaynağının elde edilmesi ve kullanılmasında görevli ve yetkili olanların, kaynakların etkili, ekonomik, verimli ve hukuka uygun olarak elde edilmesinden, kullanılmasından, muhasebeleştirilmesinden, raporlanmasından ve kötüye kullanılmaması için gerekli önlemlerin alınmasından sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır.

Aynı Kanun’un “Mal yönetiminde etkililik ve sorumluluk” başlıklı 48’inci maddesinde ise; “ (…) Kamu idarelerine ait malları edinme, kiralama, tahsis, yönetim, kullanma ve elden çıkarma işlemleri, mevzuatında öngörülen kurallar dahilinde hizmetin amacına uygun olarak verimlilik ve tutumluluk ilkesine göre yapılır. Bu ilkeye aykırı eylem ve işlemlerden doğacak zararlardan, malların yönetimi veya kullanılması hususunda yetki verilenler sorumludur.” hükmü yer almaktadır.

Yapılan incelemede; Belediyenin taşıtlarına ilişkin envanter kayıtları ile Türkiye Noterler Birliğinden alınan aktif tescil kaydı bilgilerinin karşılaştırılması sonucunda 4 adet aracın envanter kayıtlarından düşüldüğü, tescil kayıtlarından da düşülmesi için evrakın ilgili kuruma gönderildiği ancak bu araçların araç tescil kayıtlarından düşülmediği görülmüştür.

Yukarıda yer verilen denetim tespitine istinaden, İdare tarafından özetle, bulgu konusu hususa ilişkin bir adet aracın tescil kayıtlarından düşülmesinin sağlandığı, üç adet araç için ise sürecin takip edildiği, ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, envanter kayıtları ile araç tescil kayıtlarının mutabakatının sağlanmasını teminen, ilgili araçların kayıtlardan düşülmesi için gerekli işlemlerin tesis edilmesi gerekmektedir.

BULGU 18: Yevmiye Defteri Kayıt İşlemlerinde Hatalı Uygulamaların Olması İdarenin 2024 yılı muhasebe kayıtlarında bazı yevmiye numaralarının boş bırakıldığı ve geriye dönük kayıt yapılabildiği görülmüştür.

23.12.2014 tarih ve 29214 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği’nin “Kayıt Düzeni ve Kayıt Düzeltmesi” başlıklı 18’inci maddesinde; kamu idarelerinin muhasebe birimlerinin, muhasebe işlemlerini, gerçekleşme sırasına göre düzenli bir şekilde hesap dönemi başında “1” den başlamak üzere hesap döneminin sonuna kadar numaralandırarak kaydedeceği belirtilmiştir. 27.05.2016 tarih ve 29724 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin “Yevmiye Sistemi, Muhasebeleştirme Belgeleri ve Açılış Kayıtları” başlıklı 43’üncü maddesinin birinci fıkrasında; işlemlerin yevmiye tarih ve numara sırasına göre ve maddeler halinde yevmiye defterine günlük olarak kaydedileceği, dördüncü fıkrasında ise; muhasebeleştirme belgelerinin yevmiye tarih ve numara sütunlarına, gerçekleşen işlemlerin kayda geçirildikleri tarih ile hesap döneminin başında (1)’den başlayıp, hesap döneminin sonuna kadar devam eden birer numara verileceği hükme bağlanmıştır.

Aynı Yönetmelik’in “Kullanılacak Defterler ve Kayıt Düzeni” başlıklı 44’üncü maddesinde ise yevmiye defteri, kayda geçirilmesi gereken işlemlerin yevmiye tarih ve numarasıyla ve maddeler halinde düzenli olarak yazıldığı müteselsil sıra numaralı defter şeklinde tanımlanmıştır.

Yapılan incelemede; bazı yevmiye kayıtlarının boş bırakıldığı ve geriye dönük kayıt yapılabildiği görülmüştür.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından bundan sonraki süreçte söz konusu hususla ilgili gerekli özenin gösterileceği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, ilgili mevzuat hükümleri gereğince muhasebe işlemlerinin yevmiye tarih ve numara sırasına göre ve maddeler halinde yevmiye defterine günlük olarak ve sıra atlanılmadan kaydedilmesi gerekmektedir.

BULGU 19: Belediyenin Sunduğu Ücrete Tabi Mal ve Hizmetler İçin Belediye Personeline İndirim ve Muafiyet Uygulanması

 Belediyenin kendi işlettiği yüzme havuzu, spor kompleksi ile yemek salonlarında belediye personeline indirim ve muafiyet sağlandığı görülmüştür.

4736 sayılı Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Ürettikleri Mal ve Hizmet Tarifeleri ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un 1’inci maddesinde, belediyeler ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmeler tarafından üretilen mal ve hizmet bedellerinde işletmecilik gereği yapılması gereken ticarî indirimler hariç herhangi bir kişi veya kuruma ücretsiz veya indirimli tarife uygulanmayacağı, Cumhurbaşkanlığı’nın muaf tutulacak kişi veya kurumları tespit etmeye yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun “Ücrete Tabi İşler” başlıklı 97’nci maddesinde, belediyelerin ilgili kanunda harç veya katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı olarak ifa edecekleri her türlü hizmet için belediye meclislerince düzenlenecek tarifelere göre ücret almaya yetkili olduğu hükmü yer almaktadır.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Meclisin Görev ve Yetkileri” başlıklı 18’inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde; kanunlarda vergi, resim, harç ve katılma payı konusu yapılmayan ve ilgililerin isteğine bağlı hizmetler için uygulanacak ücret tarifesini belirleme yetkisi belediye meclisin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır.

Yukarıdaki mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, kamu idaresinin ürettiği ücrete tabi mal ve hizmetin herhangi bir kişi veya kuruma ücretsiz veya indirimli tarife uygulanmak suretiyle sunulması ancak Cumhurbaşkanlığı kararı ile muafiyet tanınması halinde mümkün olup, bu konuda alınmış bir Cumhurbaşkanı Kararı bulunmamaktadır.  Mal ve hizmet bedellerinde işletmecilik gereği ticarî indirimler yapılması mümkündür. Muaflıklar ve ticari gayeyle yapılacak indirimler dışında herhangi bir indirim yapılmaması esastır.

Yapılan incelemelerde,

  • Gençlik ve Spor İşleri Müdürlüğü ücret tarifesinde havuz aylık ücretinin 200 TL, kamu personeli ve bayan üyeler için 150 TL, belediye personeli ve birinci derece yakınları için uygun görülen tesis, gün ve saatte ücretsiz; fitness aylık ücretinin 200 TL, kamu personeli ve bayan üyeler için 150 TL, belediye personeli ve birinci derece yakınları için uygun görülen tesis, gün ve saatte ücretsiz olacağı,
  • Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü ücret tarifesinde Belediye personeline yemek salonları ve spor parkı çadır alanı için %50 indirim uygulanacağı, belirtilmiştir.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından söz konusu hususla ilgili olarak gerekli düzenlemelerin yapılacağı ve mevzuata uygun hareket edileceği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, İdare gelirlerinde azalmaya yol açmamak adına, mevzuatta belirtilen zorunlu ya da ihtiyari indirim ve muafiyetler haricinde, İdarece sunulan ücrete tabi hizmetlerde herhangi bir kişi veya kuruluşa indirim ya da muafiyet sağlanmaması gerekmektedir.

BULGU 20: Bazı İş Yerlerine Emlak Vergisi Tahakkukunun Mesken Üzerinden Yapılması

Belediye sınırları içerisinde faaliyet gösteren bazı iş yerlerinin emlak vergisi tahakkuklarının mesken oranı üzerinden yapılarak söz konusu verginin eksik tahakkuk ettirildiği görülmüştür.

1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun “Mükellef” başlıklı 3’üncü maddesinde, bina vergisini; binanın malikinin, varsa intifa hakkı sahibinin, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenlerin ödeyeceği ifade edilmiş, Kanun’un “Nispet” başlıklı 8’inci maddesinde ise, bina vergisinin oranının meskenlerde binde bir, diğer binalarda ise binde iki olduğu, bu oranların, 5216 sayılı Kanun’un uygulandığı büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde %100 artırımlı uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Kanun’un “Vergi değerini tadil eden sebepler” başlıklı 33’üncü maddesinde de;

“Vergi değerini tadil eden sebepler aşağıda gösterilmiştir:

 3 Bir binanın kullanış tarzının tamamen değiştirilmesi veya bir binanın ikamete mahsus mahallerinden bir kısmının dükkân, mağaza, depo gibi ticaret ve sanat icrasına mahsus mahaller haline kalbedilmesi, (Bu hükmün uygulanmasında bir apartmanın her dairesi bir bina sayılır ve tadil sebebi, yalnız kullanış tarzı tamamen veya kısmen değiştirilen daire için geçerli olur.) …” hükmü yer almaktadır.

Emlak vergisi, mükelleflerin beyannameleri esas alınarak tahakkuk ve tahsil edilmektedir. 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu’nun “Bildirim verme süresi” başlıklı 23’üncü maddesinde, aynı Kanun’un 33’üncü maddesine göre vergi değerinde değişiklik yapılması gereken nedenlerin bulunması halinde emlak vergisi bildirimi verilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Bu durumda, bir binanın ikamete özgü bölümlerinden bir kısmının iş yeri olarak kullanılması durumunda vergi değerinde değişiklik yapılması gerekmektedir.

Yapılan incelemede; İdare sınırları içerisinde yer alan ve örneklem olarak seçilen 330 iş yerinden 126’sının emlak vergisi beyannamelerinin mesken olarak verildiği ve bu nedenle bu iş yerlerine, mesken üzerinden emlak vergisi tahakkuk ettirildiği anlaşılmıştır.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından bundan sonraki süreçte söz konusu hususla ilgili gerekli özenin gösterileceği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, vergi kaybının önüne geçebilmek adına gerekli çalışmaların gerçekleştirilerek emlak vergisi tarh ve tahakkuklarının mevzuata uygun olarak yapılması gerekmektedir.

BULGU 21: Belediye Sınırları İçerisinde Faaliyet Gösteren Bazı İşyerlerine İlişkin İlan ve Reklam Vergisi Tahakkuk ve Tahsilatının Yapılmaması

Belediye sınırları içerisinde faaliyet gösteren bazı işyerlerine ilişkin ilan ve reklam vergisi mükellefiyetinin tesis edilmediği görülmüştür.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun ilan ve reklam vergisinin konusunu düzenleyen 12’nci maddesinde;

“Belediye sınırları ile mücavir alanları içinde yapılan her türlü İlan ve reklam, İlan ve Reklam Vergisine tabidir.”,

 “Mükellef ve Sorumlu” başlıklı 13’üncü maddesinde ise;

“İlan ve Reklam Vergisinin mükellefi, yurt dışından gönderilen ilan ve reklamlar dahil olmak üzere, ilan ve reklamı kendi adına yapan veya yaptıran gerçek veya tüzelkişilerdir. İlan ve reklam işlerini mutat meslek olarak ifa edenler, başkaları adına yaptıkları ilan ve reklamlara ait vergileri mükellefler adına ilgili belediyeye yatırmaktan sorumludurlar.” hükümleri yer almaktadır.

Aynı Kanun’un 15’inci maddesinde, dükkân, ticari, sınai müesseseler ile serbest meslek erbaplarınca çeşitli yerlere asılan ve takılan levha, yazı, resim gibi her çeşit sabit ilan ve reklamlar ile ışıklı veya projeksiyonlu ilan ve reklamların metre karesinden yıllık olarak alınabilecek taban ve tavan tutarlara ilişkin belirleme yapılmıştır. Kanun’un 96’ncı maddesinde ise, 15’inci maddesinde belirtilen vergi harç ve tarifelerinin Kanun’da belirtilen alt ve üst limitleri aşmamak üzere Bakanlar Kurulu tarafından tayin ve tespit edileceği belirtilmiştir. Bakanlar Kurulu, Kanun’un 96’ncı maddesinden aldığı yetkiye dayanarak 10.02.2014 tarih ve 2014/5896 sayılı Kararname ile ilan ve reklam vergisine ilişkin tutarları belediye grupları itibarıyla belirlemiştir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri değerlendirildiğinde, belediye sınırları içerisinde faaliyet gösteren işyerleri tarafından asılan tabela, levha, ışıklı tabela vb. aracılığıyla yapılan her çeşit ilan ve reklamlardan m² başına Bakanlar Kurulu tarafından belirlenen tutarda ilan ve reklam vergisi alınması gerektiği anlaşılmaktadır.

Belediye Zabıta Yönetmeliği’nin zabıtanın görevlerine ilişkin 10’uncu maddesinde;

12) Kanunen belediyenin izni veya vergi ve harçlara tabi iken izin alınmaksızın veya harç ve vergi yatırılmaksızın yapılan işleri tespit etmek, bunların yapılmasında, işletilmesinde, kullanılmasında veya satılmasında sakınca varsa derhal men etmek ve kanuni işlem yapmak,

…” hükmü yer almakta olup, ilan ve reklam vergisi ya da diğer vergi ve harçlara ilişkin olarak zabıta personelinin yoklama ve tespit görevleri için kullanılabileceği hükümden anlaşılmaktadır.

Belediye sınırları içerisinde örneklem olarak seçilen 330 adet işyerinden 277 tanesinin ilan ve reklam vergisine tabi olduğu halde bu işyerlerine ilişkin ilan ve reklam vergisi tahakkuk ve tahsilatının yapılmadığı görülmüştür.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından bundan sonraki süreçte söz konusu hususla ilgili gerekli özenin gösterileceği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, bu durum İdarede gelir kaybına sebep olacağından, zabıta ve diğer ilgili birimlerle koordineli çalışılması durumunda söz konusu gelir kaybının önlenebileceği değerlendirilmektedir.

BULGU 22: Belediye Sınırları İçerisinde Eğlence Vergisine Tabi Faaliyet Gösteren İşyerlerine İlişkin Tahakkuk ve Tahsilatların Yapılmaması

Belediye tarafından, sınırları içerisinde eğlence vergisine tabi faaliyet gösteren işyerlerinden bir bölümüne ilişkin herhangi bir eğlence vergisi tahakkuk ve tahsilatının yapılmadığı görülmüştür.

2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu’nun 21’inci maddesinde eğlence vergisine tabi iş yerleri ile bunlara ilişkin vergi miktar ve oranları belirtilmiş, 17’nci maddesinde ise 21’inci maddede belirtilen ve belediye sınırları ile mücavir alanlar içinde yer alan eğlence işletmelerinin faaliyetlerinin eğlence vergisine tabi olduğu ifade edilmiştir.

2464 sayılı Kanun’un eğlence vergisini düzenleyen 17’nci ve müteakip maddelerinde; biletle girilen sinema salonları, tiyatro salonları, spor müsabakaları, at yarışları, konserler, sirk ve lunaparklar, müzikli mekanlar, müşterek bahisler, biletle girilmesi zorunlu olmayan eğlence yerleri (bar, pavyon, gazino, gece kulübü, taverna, diskotek, kabare, dansing, bilardo ve masa futbolu salonları) için alınacak eğlence vergisine ilişkin düzenlemeler yapılmıştır.

Belediye mücavir alan sınırları içinde eğlence hizmeti sunan ve eğlence vergisine tabi 86 adet işletmenin bulunduğu; örneklem yöntemiyle yapılan incelemelerde eğlence vergisine tabi olması gereken 26 adet işyeri için herhangi bir mükellefiyet tesis ettirilmediği tespit edilmiştir.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından özetle; söz konusu hususla

ilgili olarak gerekli çalışmaların başlatıldığı ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, eğlence hizmeti sunan ve eğlence vergisine tabi olan iş yerlerinin tümü için vergi mükellefiyetinin tesis edilerek eğlence vergisine ilişkin tahakkuk ve tahsilatına yönelik çalışmaların başlatılması, Belediye sınırlarında canlı müzik eğlence hizmeti sunan işletmelere yönelik eğlence vergisi mükellefiyeti tesis edilmesini teminen inceleme gerçekleştirilip re’sen vergi tarhı yapılması gerekmektedir.

BULGU 23: İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatı ile İlgili Hususlarda Eksiklikler Olması

 Belediye sınırları içerisinde yer alan bazı işletmelerin işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmadan faaliyette bulundukları görülmüştür.

İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik’in “İşyeri açılması” başlıklı 6’ncı maddesinde;

“Yetkili idarelerden usulüne uygun olarak işyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan işyeri açılamaz ve çalıştırılamaz. İşyerlerine bu Yönetmelikte belirtilen yetkili idareler dışında diğer kamu kurum ve kuruluşları ile ilgili meslek kuruluşları tarafından özel mevzuatına göre verilen izinler ile tescil ve benzeri işlemler bu Yönetmelik hükümlerine göre ruhsat alma mükellefiyetini ortadan kaldırmaz. İşyeri açma ve çalışma ruhsatı alınmadan açılan işyerleri yetkili idareler tarafından kapatılır.

…” hükmü yer almaktadır.

Anılan Yönetmelik, belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde yetkili idareyi belediye olarak tanımlamaktadır. Dolayısıyla belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde iş yeri açma ve çalışma ruhsatlarının ilgili belediye tarafından verilmesi, ruhsatsız faaliyette bulunan işyerlerinin ise kapatılması gerekmektedir.

Örneklem yöntemiyle yapılan incelemeler neticesinde seçilen 330 adet iş yerinin 74’ünün işyeri açma ve çalışma ruhsatı olmadan faaliyette bulunduğu, İdare tarafından 2024 yılında yapılan denetimlerde 969 adet işyerinin ruhsatsız çalıştığına ilişkin tespit yapıldığı, bunlardan 140’ının mühürlendiği, kalanlardan 465’inin ruhsatlandırma sürecinin devam ettiği görülmüştür.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından özetle; söz konusu hususla ilgili olarak 56 adet işyerine ruhsatsız faaliyet nedeniyle tutanak tanzim edildiği, 18 adet işyerinin ruhsatlandırılma sürecinin ise devam ettiği, ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, Belediye tarafından ruhsatsız çalıştığı tespit edilen işyerlerine ilişkin daha etkin bir denetim ve uygulama yapılması gerekmektedir.

BULGU 24: Bazı İş Yerleri İçin Çevre Temizlik Vergisi Tahakkuk Ettirilmemesi

 İdarenin yetki ve sorumluk alanı içindeki bazı iş yerleri için çevre temizlik vergisinin tahakkuk ettirilmediği görülmüştür.

Belediye Gelirleri Kanunu’nun “Çevre temizlik vergisi” başlıklı Mükerrer 44’üncü maddesinde;

“Belediye sınırları ve mücavir alanlar içinde bulunan ve belediyelerin çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan konut, iş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binalar çevre temizlik vergisine tabidir.

İş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binalara ait çevre temizlik vergisi, belediyelerce binaların tarifedeki derecelere intibak ettirilmesi üzerine her yılın Ocak ayında yıllık tutarı itibarıyla tahakkuk etmiş sayılır. Tahakkuk eden vergi, bir defaya mahsus olmak üzere, belediyelerin ilan mahallerinde bir ay süreyle topluca ilan edilir. İş yeri ve diğer şekilde kullanılan binalarla ilgili olarak tahakkuk eden bu vergi, her yıl, emlak vergisinin taksit sürelerinde ödenir.

(Değişik beşinci fıkra: 30/12/2004-5281/18 md.) İşyerleri ve diğer şekilde kullanılan binalara ait Çevre Temizlik Vergisi, aşağıdaki tarifeye göre alınır ve büyükşehirlerde % 25 artırımlı uygulanır.

Bu maddenin dördüncü ve beşinci fıkralarında yer alan tutarlar, her yıl yeniden değerleme oranında artırılır. Bu tutarların belirlenmesinde, vergi tutarlarının yüzde beşini aşmayan kesirleri dikkate alınmaz.

” denilmektedir

Mevzuat  hükümlerinden  de  anlaşılacağı  üzere;  2464  sayılı  Belediye  Gelirleri

Kanunu’nun mükerrer 44’üncü maddesinde, belediye sınırları içinde bulunan ve belediyelerin

çevre temizlik hizmetlerinden yararlanan konut, iş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binaların çevre temizlik vergisine tabi olduğu, iş yerleri ve diğer şekilde kullanılan binalara ait çevre temizlik vergisinin maddede belirtilen tarifeye göre alınacağı ve büyükşehirlerde %25 artırımlı uygulanacağı, bu verginin belediyelerce binaların tarifedeki derecelere intibak ettirilmesi üzerine her yılın Ocak ayında yıllık tutarı itibarıyla tahakkuk etmiş sayılacağı, tahakkuk eden bu verginin her yıl emlak vergisinin taksit sürelerinde ödeneceği, bu maddede yer alan tutarların her yıl yeniden değerleme oranında artırılacağı ve bu tutarların belirlenmesinde, vergi tutarlarının yüzde beşini aşmayan kesirlerin dikkate alınmayacağı hüküm altına alınmıştır.

Vergi Dairesinden ve idareden alınan bilgi ve belgeler üzerinde örnekleme yöntemiyle yapılan inceleme neticesinde, faal olan 330 adet iş yerinden 201 tanesine ilişkin çevre temizlik vergisinin tahakkukunun yapılmadığı tespit edilmiştir.

Yukarıda yer alan denetim tespiti üzerine, İdare tarafından söz konusu hususla ilgili gerekli hassasiyetin gösterileceği ifade edilmiştir.

İdarenin gelir kaybına uğramaması, gelirlerini zamanında tahsil edebilmesi ve kamu kaynaklarını etkili, ekonomik ve verimli kullanabilmesi amacıyla ilçe genelindeki iş yerlerinin periyodik olarak kontrol edilmesi, çevre temizlik vergisi mükellefiyeti gerektiren konut, iş yeri ve diğer şekillerde kullanılan binaların tespitinin ve buna bağlı olarak çevre temizlik vergisi kayıt ve tahakkuk işlemlerinin yapılması gerekmektedir.

BULGU 25: Tahakkuk Eden Vergi ve Diğer Gelirlerin Tahsilat Oranının Düşük Düzeylerde Kalması

Tahakkuk eden vergilerin tahsilat oranının düşük düzeyde kaldığı görülmüştür.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun “Belediye Başkanının Görev ve Yetkileri” başlıklı 38’inci maddesine göre belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etme görevi belediye başkanına verilmiş ve bu konuda belediye başkanı asli sorumlu kılınmıştır.

5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nun “Gelirlerin toplanması sorumluluğu” başlıklı 38’inci maddesinde, kamu gelirlerinin tarh, tahakkuk, tahsiliyle yetkili ve görevli olanların ilgili kanunlarda öngörülen tarh, tahakkuk ve tahsil işlemlerinin zamanında ve eksiksiz olarak yapılmasından sorumlu olduğu ifade edilmektedir.

Aynı Kanun’un “Muhasebe Hizmeti ve Muhasebe Yetkilisinin Yetki ve Sorumlulukları” başlıklı 61’inci maddesinde ise muhasebe yetkilisine gelirlerin ve alacakların tahsili görevi

verilmiştir. Yapılan incelemede aşağıdaki tabloda görüleceği üzere bazı gelir kalemlerinde

tahakkuk ve tahsilat oranı düşük kalmıştır.

Tablo 10: Tahakkuk Eden Vergi ve Diğer Gelirlerin Tahsilat Oranı Tablosu

Gelirin

Türü

Devreden Gelir

Tahakkuku

2024 Yılı

Tahakkuku

Toplam Tahakkuk 2024 Yılı Net Tahsilatı Tahsilattan Ret ve

İadeler

Gelecek Yıla

Devreden Tahakkuk

Tahsilat

Oranı

%

Çevre

Temizlik Vergisi

36.325.790,15 53.242.276,71 89.568.066,86 30.117.619,33 88.101,49 59.362.346,04 33,63
Arsa

Vergisi

58.282.182,84 138.064.232,97 196.346.415,81 98.548.668,91 404.290,53 97.393.456,37 50,19
Emlak

Vergisi

191.022.493,99 427.538.660,86 618.561.154,85 375.367.757,59 88.855,63 243.104.541,63 60,68
İdari Para

Cezaları

107.633.620,76 118.294.315,91 225.927.936,67 47.213.115,84 159.743,68 178.555.077,15 20,90

Yukarıda yer verilen denetim tespiti üzerine, İdare tarafından mükelleflerin bilgilendirilmelerine ve tahsilatların arttırılmasına ilişkin gerekli çalışmaların daha etkin şekilde yapılacağı ifade edilmiştir.

Sonuç olarak, belediye gelirlerinde tahsilat oranlarının yüksek düzeyde gerçekleşmesini sağlamak için kamu kaynağının elde edilmesinde görevli ve yetkili olanların gelirlerin takip ve tahsili hususunda yukarıda belirtilen mevzuat hükümleri doğrultusunda hareket etmesi gerekmektedir.

İzleme, iç kontrol sisteminin kalitesini değerlendirmek üzere yürütülen tüm izleme faaliyetlerini kapsamaktadır.

Söz konusu bileşene ait İç Kontrolün Değerlendirilmesi ve İç Denetim standartlarının sağlanmasına yönelik olarak; üst yöneticinin ve harcama birimlerinin iç kontrol güvence beyanını imzaladığı, görülmüştür.

Ancak idarece Kamu İç kontrol Standartlarına Uyum Eylem Planının, Kamu İç Kontrol Standartları Tebliğine uygun olarak hazırlanması, İç Kontrol İzleme ve Yönlendirme Kurulunun, üst yöneticinin onayı ile görevlendirilmesi, idarenin tüm birimlerinin iç kontrol sistemini yılda en az bir kez değerlendirmesi ve İç Kontrol İzleme ve Yönlendirme Kuruluna raporlaması, İç Kontrol İzleme ve Yönlendirme Kurulunun, bu raporları değerlendirerek üst yöneticinin onayına sunması ve Üst yöneticinin onayladığı değerlendirme raporunda yer alan iç kontrol bileşenlerine ilişkin tespit edilen yetersizlikleri gidermek üzere çalışma yapılması hususlarında idarece herhangi bir çalışma yapılmadığı, idarede iç denetçi sayısının iç denetim fonksiyonunun etkin bir şekilde yerine getirilmesi için yeterli olmadığı, idarede iç denetçi bulunmasına karşın iç kontrol sistemine ilişkin denetim ve raporlama yapılmadığı değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak; İstanbul Bahçelievler Belediyesi bünyesinde kurumsal risk yönetimi ve iç kontrol sisteminin tam olarak kurulmamış olduğu, uygulamaya geçilen alanlarda da eksiklikler bulunduğu tespit edilmiştir.

2024 Yılı Bütçe Giderleri ve Ödenekler Tablosu

 

E-

Kod 1

 

Giderin

Türü

Geçen Yıldan Devreden Ödenek

(TL)

Bütçe İle Verilen Ödenek

(TL)

Eklenen/Düşülen Ödenek

(TL)

Ödenek Toplamı (TL) Bütçe Gideri Toplamı (TL) İptal Edilen Ödenek (TL) Ertesi Yıla Devreden Ödenek (TL)
 

01

Personel Giderleri  

 

475.836.901,00

39.518.352,47 /

18.025.000,00

 

497.330.253,47

 

376.116.516,36

 

121.213.737,11

 

 

 

02

Sosyal Güvenlik Kurumlarına Devlet Primi Giderleri  

 

 

 

50.046.017,00

 

4.153.446,31 /

1.000.000,00

 

 

53.199.463,31

 

 

36.343.020,40

 

 

16.856.442,91

 

 

03 Mal             ve

Hizmet Alım

Giderleri

3.322.898.431,00 698.814.740,66/

392.927.158,46

 

3.628.786.013,20

 

3.277.054.084,88

351.731.928,32
04 Faiz Giderleri 70.345.000,00 170.600.000,00/

280.000,00

240.665.000,00 240.517.203,86 147.796,14
05 Cari Transferler 254.858.000,00 10.200.000,00 /

29.350.000,00

235.708.000,00 215.177.128,79 20.530.871,21
06 Sermaye Giderleri 18.594.323.,81 510.220.000,00 91.198.000,00 /

222.920.000,00

397.092.323,81 318.729.949,04 43.726.938,13 34.635.436,64
07 Sermaye Transferleri 45.000.000,00 0,00 /

420.000,00

44.580.000,00 38.576.369,86 6.003.630,14
08 Borç Verme
09 Yedek

Ödenek

429.749.100,00 0,00/

349.562.380,98

80.186.719,02 80.186.719,02
Toplam 18.594.323.,81 5.158.953.449,00 1.014.484.539,44/

1.014.484.539,44

 

5.177.547.772,81

 

4.502.514.273,19

 

640.398.062,98

 

34.635.436,64

 Bahçelievler Belediyesinin 2024 mali yılı bütçesi ile 5.158.953.449,00 TL ödenek öngörülmüş olup önceki yıldan devreden 18.594.323,81TL, yıl içinde eklenen ödenekle birlikte 2024 yılı ödenek toplamı 5.177.547.772,81 TL olmuştur. Yıl içinde 4.502.514.273,19 TL Bütçe Gideri yapılmış, 640.398.062,98 TL ödenek iptal edilmiş, kalan 34.635.436,64 TL ödenek ise 2025 yılına devretmiştir.

Bahçelievler Belediyesinin 2024 yılı Bütçesi “(A) Ödenek Cetvelinde” 5.158.953.449,00TL ödenek, “(B) Gelirlerin Ekonomik Sınıflandırılması” cetvelinde ise 4.658.953.449,00 TL gelir tahmini öngörülmüş olup gider bütçesindeki ödenek toplamı ile gelir bütçesinde tahmin edilen gelir toplamı arasındaki fark, Finansmanın Ekonomik Sınıflandırılması Cetvelindeki borçlanma, borç ödemeleri ve likidite amaçlı banka hesabında tutulan nakit karşılığı ile gösterilen 500.000.00,00 TL ile giderilmiş olup bütçe denkliği sağlanmıştır.

Tablo 3: 2024 Yılı Bütçe Gelirleri Tablosu

Bütçe Gelirinin Ekonomik Kodu Bütçe Gelir Tahmini

(TL)

Tahsilat Tutarı

(TL)

Red ve İadeler

(TL)

Net Tahsilat (TL) Gerçekleşme Yüzdesi

(%)

01- Vergi Gelirleri 1.691.100.000,00 917.994.745,29 2.436.645,73 915.558.099,56 54,13
03- Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirleri 65.550.000,00 95.559.495,23 79.442,59 95.480.052,64 145,66

 

 

04- Alınan Bağış ve Yardımlar 74.425.864,31 74.425.864,31
05- Diğer Gelirler 2.672.303.449,00 1.775.802.261,76 516.140,72 1.775.286.121,04 66,43
06- Sermaye Gelirleri 230.000.000,00
08-Alacaklardan Tahsilat
09- Red ve İadeler (-)3.032.229,04
Toplam 4.658.953.449,00 2.863.782.366,59 (-)3.032.229,04 2.860.750.137,55 61,40

  Buna göre 2024 yılında net bütçe geliri %61,40 seviyesinde gerçekleşmiştir. Vergi gelirleri (%54,13) ve diğer gelirler beklenenin altında, teşebbüs ve mülkiyet gelirleri (%145,66) beklenenin üstünde gerçekleşmiş, sermaye gelirlerinde ise herhangi bir tahsilat gerçekleşmemiştir.

Tablo 4: 2024 Yılı Bütçe Giderleri Tablosu

Bütçe Giderinin Ekonomik Kodu Bütçe (Başlangıç)

Ödeneği (TL)

Bütçe Gideri (Gerçekleşen)

Tutar (TL)

Gerçekleşme

Yüzdesi (%)

01- Personel Giderleri 475.836.901,00 376.116.516,36 79,04
02- Sosyal Güvenlik Kurumlarına Devlet Primi Giderleri 50.046.017,00 36.343.020,40 72,61
03- Mal ve Hizmet Alım Giderleri 3.322.898.431,00 3.277.054.084,88 98,62
04- Faiz Gideri 70.345.000,00 240.517.203,86 341,91
05- Cari Transferler 254.858.000,00 215.177.128,79 84,43
06- Sermaye Giderleri 510.220.000,00 318.729.949,04 62,46
07- Sermaye Transferleri 45.000.000,00 38.576.369,86 85,72
08- Borç Verme
09- Yedek Ödenekler 429.749.100,00
Toplam 5.158.953.449,00 4.502.514.273,19 87,27

Buna göre 2024 yılında bütçe giderleri %87,27 seviyesinde gerçekleşmiştir. Faiz giderleri haricinde, başlangıç bütçesi ile öngörülen tutarlarında herhangi bir aşılma meydana gelmemiştir.

Belediyenin bütçe gelirler ve giderlerinin ekonomik sınıflandırmaya göre son üç yıllık seyri ve 2023 yılının 2022 yılına, 2024 yılının 2023 yılına göre değişim yüzdeleri aşağıdaki tablolarda yer almaktadır.

Tablo 5: Bütçe Gelirlerinin 3 Yıllık (2022-2024) Seyri

Bütçe Gelirinin Çeşidi 2022 Yılı (TL)

(A)

2023 Yılı (TL)

(B)

2024 Yılı (TL)

(C)

2023-2022 Değişim Oranı (%) [D=(B-

A)/A]

2024-2023 Değişim Oranı (%) [E=(C-

B)/B]

Vergi Gelirleri 349.269.944,59 651.792.103,50 917.994.745,29 86,61 40,84
Teşebbüs    ve                   Mülkiyet

Gelirleri

29.008.500,96 49.406.575,27 95.559.495,23 70,31 93,41
Alınan Bağış ve Yardım ile

Özel Gelirler

2.937.959,31 32.291.660,58 74.425.864,31 999,11 130,48
Diğer Gelirler 557.958.358,59 994.901.944,84 1.775.802.261,76 78,31 78,49

 

Sermaye Gelirleri
Toplam 939.174.763,45 1.728.392.284,19 2.863.782.366,59 84,03 65,69
Bütçe Gelirlerinden Red ve

İadeler Toplamı (-)

(-) 466.261,65 (-) 975.736,97 (-) 3.032.229,04 109,26 210,76
Net Toplam 938.708.501,80 1.727.416.547,22 2.860.750.137,55 84,02 65,60

Tablodaki veriler dikkate alındığında, 2024 yılında gelirler bir önceki yıla göre 1.133.333.590,33 TL’lik (%65,60) artış göstermiştir. Bu çerçevede; alınan bağış ve yardım ile özel gelirlerde 42.134.203,73 TL (%130,48), vergi gelirlerinde 266.202.641,79 TL (%40,84), diğer gelirlerde 780.900.316,92 TL (%78,49) tutarındaki artışlar toplam artış üzerinde belirleyici olmuştur. Artışın büyük oranda vergi gelirlerinin ve diğer gelirlerin artmasından kaynaklandığı anlaşılmıştır.

Tablo 6: Bütçe Giderlerinin 3 Yıllık (2022-2024) Seyri

Bütçe Giderinin Çeşidi 2022 Yılı (TL)

(A)

2023 Yılı (TL)

(B)

2024 Yılı (TL)

(C)

2023-2022 Değişim Oranı (%) [D=(B-

A)/A]

2024-2023 Değişim Oranı (%) [E=(C-

B)/B]

Personel Giderleri 85.782.423,00 164.692.981,18 376.116.516,36 91,98 128,37
SGK Devlet Prim Giderleri 12.557.821,75 20.530.772,75 36.343.020,40 63,48 77,01
Mal  ve  Hizmet  Alım

Giderleri

890.286.884,45 1.829.914.600,29 3.277.054.084,88 105,54 79,08
Faiz Giderleri 30.000,00 39.598.764,79 240.517.203,86 131.895,90 507,38
Cari Transferler 81.616.047,39 147.962.259,43 215.177.128,79 81,29 45,42
Sermaye Giderleri 212.106.023,14 276.267.387,46 318.729.949,04 30,24 15,37
Sermaye Transferleri 15.164.733,39 7.771.617,10 38.576.369,86 -48,75 396,37
Toplam 1.297.543.933,12 2.486.738.383,00 4.502.514.273,19 91,64 81,06

 Belediyenin bütçe giderleri toplamı 2024 yılında 2023 yılına göre 2.015.775.890,19 TL (%81,06) artmıştır. Gider kalemleri incelendiğinde; 2024 yılında personel giderlerinin 211.423.535,18TL (%128,37), sosyal güvenlik kurumlarına devlet prim giderlerinin 15.812.247,65 TL (%77,01) arttığı görülmektedir. Personel harcaması niteliğindeki bu giderlerin artışı artan personel maliyetinden kaynaklanmıştır. Mal ve hizmet alım giderlerinde 1.447.139.484,59TL’lik (%79,08), sermaye giderlerinde 42.462.561,58 TL’lik (%15,37), sermaye transferlerinde 30.804.752,76TL’lik (%396,37), faiz giderlerinde 200.918.439,07 TL’lik (%507,38) bir artış olmuştur. Faiz artışı kullanılan kredi tutarlarından kaynaklanmıştır.

Faaliyet Sonuçları Tablosuna göre; bütçe ile ilgili olsun ya da olmasın Belediyenin faaliyetlerinden dolayı tahakkuk eden 2024 yılı Faaliyet Gideri 4.260.612.943,15 TL, Faaliyet Geliri 3.106.995.289,03 TL olup Dönem Olumsuz Faaliyet Sonucu ise 713.601.894,65 TL olarak gerçekleşmiştir.

Bahçelievler Belediyesinin doğrudan ve/veya dolaylı hissedarı olduğu şirketler aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:

Tablo 7: Belediyenin Doğrudan Hissedarı Olduğu Şirketler

 

Sıra

No

Şirketin Adı Toplam Sermaye

Tutarı (TL)

Belediyenin Sahip Olduğu Sermaye Tutarı (TL) Hisse

Oranı (%)

1 Bahçelievler Belediyesi Personel Anonim Şirketi 29.950.000,00 29.950.000,00 100
2 Bahçelievler Yönetim Danışmanlığı Gıda Sanayi ve

Ticaret Anonim Şirketi

25.000.000,00 25.000.000,00 100

 Muhasebe ve Raporlama Sistemi –  Kamu İdaresinin Muhasebe Sistemi

 Bahçelievler Belediyesinin muhasebe kayıt işlemleri Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği hükümlerine göre gerçekleştirilmektedir. Mahalli idarelerin hesap planı, Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği’nin 46’ncı maddesinde ana hesap grupları, hesap grupları ve hesaplar itibarıyla belirlenmiş çerçeve hesap planında yer alan hesaplardan oluşmaktadır. Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği hesap planında yer almamakla birlikte, Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği hesap planında yer alan herhangi bir hesabın kullanılması gerekliliği ortaya çıkarsa Yönetmelik’teki hesap planına ilave hesap eklemeye veya çıkarmaya, Hazine ve Maliye Bakanlığının uygun görüşü üzerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilidir.

Ayrıca, mahalli idarelere ait detaylı hesap planları, bu Yönetmelik’te belirlenen hesap planı çerçevesinde Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle ilgili Bakanlıklarca hazırlanmaktadır.

  • Kamu İdaresinin Raporlama Sistemi

 Mahalli İdareler Bütçe ve Muhasebe Yönetmeliği’nin 484 ve 485’inci maddeleri uyarınca; mali tablolar, Genel Yönetim Muhasebe Yönetmeliği’nde belirlenen ilkelere ve standartlara uygun olarak hazırlanır ve belirlenen sürelerde ilgililerin bilgisine sunulur. Bu bağlamda, İdarece üretilen cetvel ve temel mali tablolar ile diğer mali tablolar şunlardır:

  1. Mizan cetveli
  2. Temel mali tablolar
  • Bilanço
  • Faaliyet sonuçları tablosu
  • Nakit akış tablosu
  1. Diğer mali tablolar
  • Bütçe uygulama sonuçları tablosu
  • Gelirlerin ekonomik sınıflandırılması tablosu
  • Giderlerin fonksiyonel sınıflandırılması tablosu
  • Giderlerin ekonomik sınıflandırılması tablosu
  • Bütçe gelirlerinin ekonomik sınıflandırılması tablosu
  • Bütçe giderlerinin kurumsal sınıflandırılması tablosu
  • Bütçe giderlerinin fonksiyonel sınıflandırılması tablosu
  • Bütçe giderlerinin finansal sınıflandırılması tablosu
  • Bütçe giderlerinin ekonomik sınıflandırılması tablosu
  • Bütçe giderleri ve ödenekler
  • Kamu İdaresi Tarafından Denetime Sunulan Defter, Tablo ve Belgeler

 Kamu İdaresi Hesaplarının Sayıştaya Verilmesi ve Muhasebe Birimleri ile Muhasebe Yetkililerinin Bildirilmesi Hakkında Usul ve Esaslar’ın 5’inci maddesi gereğince hesap dönemi sonunda Sayıştay Başkanlığına gönderilmesi gereken defter, tablo ve belgelerden aşağıda yer alanlar denetime sunulmuştur:

  • Birleştirilmiş veriler defteri,
  • Geçici ve kesin mizan,
  • Bilanço,
  • Faaliyet sonuçları tablosu,
  • İdare taşınır mal yönetimi ayrıntılı hesap cetveli ile idare taşınır mal yönetim hesabı icmal cetveli.

Kamu İdaresinin denetimi; yukarıda belirtilen defter, tablo ve belgeler ile Usul ve

Esaslar’ın    8’inci    maddesinde   yer    alan    diğer    belgeler    dikkate    alınarak    yürütülüp

sonuçlandırılmıştır.

Denetim görüşü, kamu idaresinin tabi olduğu geçerli finansal raporlama çerçevesi kapsamındaki temel mali tablolarından bilanço ve faaliyet sonuçları tablosuna verilmiştir.

NOT : Haberlerimizde adı geçen kurum, kuruluş,Dernekler.STK’lar  ve şahıslar; basın ahlak ilkeleri gereğince her zaman   ihbar@vizyonege.com  adresimizden bize ulaşarak cevap ve düzeltme haklarını kullanabilirler.

Bizim görevimiz haber yapmaktır. Tüm haberlerimizi belge ve ispata dayalı olarak kamuoyuna sunarız. Devletimizin ilgili kurumları da haberlerimizi inceleyerek, kanun ve yasalar çerçevesinde gereğini yerine getirir.

Amacımız hiçbir şekilde kurumlarımızı veya kişileri , Şirketleri ,Dernekleri, Vakıfları, STK’ları yıpratmak değildir . Biz yalnızca görevimiz olarak halkın haber alma hakkını  Bilgi ve Belgelere İspatlı bir şekilde yerine getiriyoruz.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.