Site Rengi

DOLAR
EURO
ALTIN
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C
Vizyon Ege Haber VizyonEgeHaber
Smiley face

Uygurların Cemaatleşme sesleri : 15 Temmuzdan hiç mi ders alınmadı?

Uygurların Cemaatleşme sesleri : 15 Temmuzdan hiç mi ders alınmadı?
22.05.2026
A+
A-

İSTANBUL – Türkiye, geçmişte cemaat tabanlı yapılanmaların ve kontrolsüz örgütlenmelerin devlet mekanizmalarını nasıl felç ettiğini, 15 Temmuz hain darbe girişimiyle en ağır ve kanlı şekilde tecrübe etmişken; İstanbul’un göbeği Sefaköy’den yükselen bazı tehlikeli söylemler, hafızalardaki tazeliğini koruyan o büyük tehdidi yeniden akıllara getiriyor.

Sivil toplum, kültürel dayanışma ve insani diplomasi maskesi altında yürütülen faaliyetlerin, ucu açık birer “cemaatleşme” ve “teşkilatlanma” çağrısına dönüşmesi, ülkenin milli güvenliği ve toplumsal huzuru açısından çok ciddi soru işaretlerini beraberinde getiriyor.

“Kardeşlik” Maskesi Altında Cemaatleşme İtirafı

Geçtiğimiz cumartesi günü İstanbul Sefaköy’deki Uygur Kültür Merkezi’nde düzenlenen ve kamuoyuna “Kardeşlik Buluşması” olarak lanse edilen bir toplantı, tehlikeli bir ideolojik ısrarın ve kurumsal bir cemaatleşme arzusunun açık birer kanıtı niteliğindeydi.

Toplantıda söz alan Doğu Türkistan Maarif ve Dayanışma Derneği Başkanı Musacan Er, yaptığı konuşmada sivil toplum sınırlarını aşan ifadeler kullanarak, “Teşkilatlanma ve cemaat şuuru hayati önem taşıyor” itirafında bulundu.

Yıllardır yapılan gazetecilik araştırmalarının, cemaat yapılanmalarının uluslararası bağlantılarla kontrolsüz diyaloglara girerek ne denli büyük bir güvenlik riski (kara para trafiği, istihbarat manipülasyonları ve illegal illegal odaklar) oluşturabileceğine dair uyarıları, bu toplantıyla maalesef bir kez daha doğrulanmış oldu.

Ayet ve Hadislerle Örgütlenme Meşrulaştırılıyor mu?

Etkinlikte sadece idari değil, dini figürlerin de benzer bir cemaatleşme literatürünü savunduğu görüldü. Doğu Türkistan Alimler Birliği Başkanı Dr. Alimcan Buğda’nın, cemaatleşmeye ve teşkilatlı hareket etmeye yönelik çağrılarını ayet ve hadisler ışığında meşrulaştırmaya çalışması, geçmişteki illegal yapıların taban devşirme yöntemlerini akıllara getirdi.

Türkiye Cumhuriyeti, anayasal bir hukuk devletidir. İnanç ve kültür birlikteliklerinin, denetlenemez ve şeffaf olmayan “cemaat şuuruna” tahvil edilmesi; geçmişte yaşanılan darbe kalkışmalarının, terör olaylarının ve derin toplumsal kırılmaların en birincil beslenme kaynağı olmuştur.

Küresel Konjonktür ve Uluslararası Riskler

Toplantının satır aralarında, küresel siyasi gelişmelerin ve “uluslararası arenadaki durumların” analiz edildiği belirtildi. Tam da bu noktada şu kritik soruları sormak bir gazetecilik görevidir:

Türkiye topraklarında faaliyet gösteren bu yapıların “cemaatleşme” ısrarı, arkalarında hangi uluslararası aktörlerin lojistik ve finansal ajandasını barındırmaktadır?

“Cemaat şuuru” adı altında yürütülen bu kontrolsüz örgütlenme, Türkiye’nin dış politikasına ve milli çıkarlarına gelecekte nasıl bir fatura çıkaracaktır?

Sonuç: Şeffaflık ve Devlet Denetimi Şart!

Türkiye, cemaat ve tarikat tarzı dikey örgütlenmelerin, legal yapıların yerini almasına göz yummanın bedelini geçmişte çok ağır ödemiştir ve bir daha aynı hataya düşme lüksü yoktur.

Sivil toplum kuruluşları, kendi sınırları içinde kültürel ve sosyal yardımlaşma faaliyetleri yürütmekle mükelleftir; devlet içinde devlet, toplum içinde alternatif bir “cemaat yapısı” kurmakla değil!

Sefaköy’de yankılanan bu “cemaatleşme” vurguları, başta güvenlik birimleri olmak üzere tüm kamuoyunun yakından takip etmesi ve üzerinde hassasiyetle durması gereken kronik bir risk sinyalidir.


SEFAKÖY’S CALLS FOR ‘COMMUNITY FORMATION’: HAVE NO LESSONS BEEN LEARNED FROM JULY 15?

ISTANBUL – Türkiye has heavily and bloodily experienced how community-based structures and uncontrolled organizations paralyzed state mechanisms with the traitorous July 15 coup attempt in the past. Yet, some dangerous statements rising in the very heart of Istanbul bring that massive threat, still fresh in memories, back to mind.

The transformation of activities conducted under the mask of civil society, cultural solidarity, and humanitarian diplomacy into open-ended calls for “community formation” (cemaatleşme) and “organization” raises very serious questions regarding the country’s national security and social peace.

An Admission of Community Formation Under the Mask of “Brotherhood”

A meeting held last Saturday at the Uyghur Culture Center in Sefaköy, Istanbul, and publicly launched as a “Brotherhood Meeting,” was clear evidence of dangerous ideological persistence and an institutional desire for community formation.

Speaking at the meeting, Musacan Er, President of the East Turkestan Maarif and Solidarity Association, made an admission using expressions exceeding the boundaries of civil society, stating, “Organization and community consciousness are vital.” Warnings from journalistic investigations over the years about how community structures could enter uncontrolled dialogues with international connections and pose a huge security risk (money laundering, intelligence manipulations, and illegal centers) were unfortunately confirmed once more with this meeting.

Is Organization Being Legitimatized with Verses and Hadiths?

It was observed at the event that not only administrative but also religious figures advocated a similar community formation literature.

The attempts of Dr. Alimcan Buğda, President of the Union of East Turkestan Scholars, to legitimize calls for community formation and organized movement in the light of verses and hadiths recalled the base recruitment methods of past illegal structures.

The Republic of Türkiye is a constitutional state governed by the rule of law.

Converting unions of faith and culture into an uncontrollable and opaque “community consciousness” has been the primary source of nourishment for past coup attempts, terrorist incidents, and deep societal fractures.

Global Conjuncture and International Risks

It was stated in the sidelines of the meeting that global political developments and “situations in the international arena” were analyzed. It is a journalistic duty to ask the following critical questions at this precise point:

Does the persistence of these structures operating on Turkish soil regarding “community formation” harbor the logistical and financial agenda of which international actors behind them?

What price will this uncontrolled organization, conducted under the guise of “community consciousness,” extract from Türkiye’s foreign policy and national interests in the future?

Conclusion: Transparency and State Auditing are Mandatory!

Türkiye has paid a very heavy price in the past for condoning vertical organizations of the community and sect style replacing legal structures and has no luxury of falling into the same error again.

Civil society organizations are responsible for conducting cultural and social solidarity activities within their boundaries, not for establishing an alternative “community structure” as a state within a state, a society within a society!

These echoes of “community formation” resounded in Sefaköy are a chronic risk signal that must be closely monitored and handled with high sensitivity, primarily by security units and the entire public.


     

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.