DOLAR
EURO
ALTIN
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul °C
Smiley facehttps://cesurtv.com/
Smiley face

Deyrizor’da savaş tamtamları : 10 Mart Anlaşması Bitti, Aşiretler Sokağa İndi

31.12.2025
A+
A-

SURİYE / DEYRİZOR – Suriye’nin doğusunda, Fırat Nehri’nin doğu yakasında terör örgütü PKK/YPG (SDG) ile Arap aşiretleri arasındaki gerilim, aylar sonra yeniden kırılma noktasına ulaştı.

Mart ayında sağlanan kırılgan ateşkesin süresinin dolmasıyla birlikte, bölgedeki aşiret güçleri en kapsamlı askeri mobilizasyonlarından birini başlattı.

El-Dalla Kavşağı’nda Kritik Bekleyiş

Bölgedeki yerel kaynaklardan alınan bilgilere göre; başta El-Akidat ve El-Baggara olmak üzere bölgenin en güçlü aşiretlerine bağlı silahlı gruplar, Deyrizor’un stratejik noktalarından El-Dalla kavşağında toplanmaya başladı. 10 Mart’ta varılan ve bölgedeki askeri/idari yapının yerel halka devredilmesini öngören mutabakatın süresinin bu gece itibarıyla sona ermesi, aşiretleri harekete geçirdi.

Aşiret mensuplarının, SDG’nin bölgeden çekilmemesi ve taahhütlerini yerine getirmemesi üzerine “seferberlik” ilan ettiği ve olası bir çatışma için ağır silahlarla hazırlık yaptıkları bildiriliyor.

Gerilimi Tırmandıran 3 Ana Neden

Aşiretlerin bu sert çıkışının arkasında yatan temel faktörler şunlar:

  1. Sona Eren Süre: 10 Mart anlaşmasıyla vaat edilen “yerel yönetim ve güvenlik birimlerinin Araplaştırılması” sürecinin SDG tarafından sabote edildiği düşüncesi.

  2. Petrol ve Kaynak Yönetimi: Ömer ve Koniko petrol sahalarından elde edilen gelirlerin yerel halk yerine örgüt tarafından kullanılmasına karşı artan halk öfkesi.

  3. İdari Baskılar: SDG’nin bölgedeki zorunlu askerlik dayatması ve aşiret liderlerine yönelik “suikast ve tutuklama” iddialarının yarattığı güvensizlik.

Bölge Patlamaya Hazır

Deyrizor genelinde tansiyonun yükselmesiyle birlikte, özellikle Ziban, Şuhayl ve Ebu Hamam hatlarında da aşiret üyelerinin sokağa çıktığı ve yer yer yol kesme eylemlerinin yapıldığı gelen bilgiler arasında.

Gözlem: Analistler, 10 Mart anlaşmasının resmen çökmesiyle birlikte Fırat’ın doğusunda SDG’nin varlığına karşı topyekün bir halk ayaklanmasının başlayabileceği konusunda uyarıyor. Bu durumun, Suriye’nin doğusundaki tüm askeri dengeleri ve ABD öncülüğündeki Koalisyon güçlerinin konumunu temelden sarsabileceği belirtiliyor.

İşte bölgedeki askeri hareketliliğin detayları ve kilit aktörlerin pozisyonları:

1. Bölgesel Askeri Hareketlilik ve Harita Detayları

Sahadaki hareketlilik üç ana hat üzerinde yoğunlaşıyor:

  • Fırat Hattı (Su hattı): SDG, Arap aşiretlerinin batı yakasından (Şam kontrolündeki bölge) takviye almasını engellemek için nehir üzerindeki tüm geçişleri kapattı. Ziban ve Şuhayl bölgelerinde nehir boyunca keskin nişancı mevzileri oluşturuldu.

  • İkmal Yolları ve Kavşaklar: El-Dalla kavşağı, Deyrizor’u kuzeye (Haseke) ve doğuya (petrol sahaları) bağlayan kilit nokta olduğu için aşiretler tarafından abluka altına alınmaya çalışılıyor.

  • Petrol Sahaları Kuşağı: Aşiret savaşçıları, Ömer ve Koniko enerji sahalarının çevresindeki SDG kontrol noktalarına taciz ateşlerini artırdı. ABD öncülüğündeki Koalisyon uçakları ise bu sahaların güvenliği için bölgede alçak uçuşlar gerçekleştiriyor.


2. Tarafların Stratejileri ve Olası Tepkileri

Aktör Mevcut Pozisyonu Olası Tepkisi / Hamlesi
Arap Aşiretleri 10 Mart Anlaşması’nın “oyalama” olduğunu savunuyorlar. Topyekün isyan başlatarak SDG’yi yerleşim yerlerinden çıkarmak ve özerk bir “Aşiret Konseyi” kurmak.
Türkiye SDG’nin (YPG) meşruiyetini tamamen yitirdiğini vurguluyor. Aşiretlerin haklı taleplerini diplomatik olarak desteklemek; sınır hattında baskıyı artırarak SDG’nin dikkatini dağıtmak.
Şam Yönetimi SDG içindeki Arap unsurları kendi safına çekmeye çalışıyor. Aşiretlere el altından silah ve lojistik destek vererek SDG’nin bölgeden çekilmesini ve petrol sahalarının kontrolünün kendisine geçmesini sağlamak.
ABD IŞİD ile mücadele gerekçesiyle SDG’yi ana ortak görüyor. Gerilimi düşürmek için aşiret liderleriyle acil toplantılar yapmak; ancak çatışma büyürse hava gücüyle aşiretleri geri itmek.

3. Kritik Risk: “10 Mart Sonrası Senaryolar”

Anlaşmanın sona ermesiyle birlikte iki ana senaryo üzerinde duruluyor:

  • Sınırlı Çatışma ve Yeni Anlaşma: ABD’nin araya girmesiyle aşiretlere daha fazla yerel yönetim yetkisi verilmesi ve SDG’nin geri adım atması.

  • Topyekün Halk Ayaklanması: El-Dalla kavşağındaki toplanmanın kıvılcımıyla, Deyrizor genelinde SDG’ye karşı geniş çaplı bir silahlı isyanın başlaması. Bu durum, SDG içindeki Arap savaşçıların (yaklaşık 20 bin kişi) saf değiştirmesine yol açabilir.

 Son raporlar, SDG’nin bölgeye ağır silahlı takviyeler gönderdiğini ve bazı köylerde sokağa çıkma yasağı ilan ettiğini gösteriyor.

Deyrizor’da El-Dalla kavşağında toplanan aşiretlerin bu hamlesi, sadece yerel bir huzursuzluk değil; Suriye’nin geleceğini ve Türkiye’nin güvenlik kuşağını doğrudan etkileyen bir dönüm noktasıdır. 10 Mart Anlaşması’nın sona ermesiyle birlikte hem askeri sahadaki dengeler hem de enerji kaynaklarının kaderi yeni bir aşamaya geçmiştir.

İşte bu gelişmenin Türkiye’nin sınır güvenliği ve petrol sahaları üzerindeki derinlemesine analizi:

1. Türkiye’nin Sınır Güvenliği Üzerindeki Etkileri

Aşiretlerin SDG’ye karşı başlattığı bu hareketlilik, Türkiye için hem fırsatları hem de riskleri barındırıyor:

  • Terör Koridoruna Halk Darbesi: Türkiye, başından beri bölgedeki Arap aşiretlerinin SDG (YPG) boyunduruğundan kurtulmasını savunuyor. Aşiretlerin El-Dalla gibi stratejik kavşakları tutması, örgütün lojistik hatlarını keserek Türkiye’nin güney sınırındaki “terör koridoru” projesini yerel dinamiklerle zayıflatıyor.

  • İkmal Yollarının Değişimi: Çatışmaların büyümesi, SDG’nin kuzeydeki (Türkiye sınırındaki) güçlerini güneye, Deyrizor’a kaydırmasına neden olabilir. Bu durum, Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlamlaştırmak için yürüttüğü operasyonel baskıyı artırmasını kolaylaştırabilir.

  • Göç ve İstikrarsızlık Riski: Çatışmaların şiddetlenmesi, bölgeden kuzeye ve dolayısıyla Türkiye sınırına doğru yeni bir sığınmacı dalgası tetikleyebilir. Türkiye, bu riski yönetmek için yerel aşiretleri “kendi topraklarında düzeni sağlama” noktasında destekleme politikası izliyor.

2. Petrol Sahalarında Güncel Durum ve Kontrol Savaşı

Deyrizor, Suriye’nin enerji kalbi konumundadır ve şu anki askeri yığınak doğrudan bu kaynakların kontrolüyle ilgilidir:

Petrol / Gaz Sahası Mevcut Durum Stratejik Önemi
Ömer (Al-Omar) SDG/ABD kontrolünde Suriye’nin en büyük petrol sahası. Aşiretler şu an bu sahayı kuşatmış durumda.
Koniko (Conoco) SDG/ABD kontrolünde Ülkenin en büyük doğalgaz tesisi. 10 Mart sonrası aşiretlerin ilk hedefi haline geldi.
Al-Taym Muhalifler/Şam kontrolünde 2024 sonundaki hareketlilikle SDG’den alındı; günlük 5 bin varil üretim kapasitesine sahip.

Kritik Gelişme: Aşiretlerin El-Dalla kavşağında toplanması, Ömer ve Koniko sahalarına giden ana ikmal yolunu kapatmak anlamına geliyor. Eğer aşiretler bu ablukayı sürdürürse, SDG ekonomik olarak can damarını kaybedecek.

3. “10 Mart Sonrası” Senaryolar ve Türkiye’nin Rolü

Sürenin dolmasıyla birlikte sahadaki beklentiler şu şekilde şekilleniyor:

  • Şam ve Ankara’nın Dolaylı İttifakı: Her ne kadar farklı motivasyonları olsa da, hem Şam hem de Ankara, SDG’nin bölgedeki varlığının sona ermesini istiyor. Aşiretlerin bu isyanı, iki başkentin de (dolaylı da olsa) çıkarlarına hizmet ediyor.

  • ABD’nin Zor Seçimi: Washington, bir yanda “ortağı” SDG’yi korumak, diğer yanda bölgenin gerçek sahibi olan Arap aşiretlerini tamamen kaybetmemek arasında sıkışmış durumda. El-Dalla kavşağındaki bekleyiş, ABD’ye “SDG ile yolları ayırma” baskısını artırıyor.

Sonuç olarak; Aşiretlerin bu hamlesi, SDG’nin Fırat’ın doğusundaki “yönetme iddiasını” temelden sarsıyor. Türkiye, süreci “demografik hakların iadesi” ve “sınır güvenliğinin tahkimi” çerçevesinde yakından takip ediyor.

YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.