Büyükada Rum Yetimhanesi için Patrikhane+Bilgili Holding+Ēnsofi Holding arasında imzalar atıldı
Türkiye için bu proje, kültürel mirasını küresel standartlarda koruma kapasitesini; Yunanistan tarafı içinse komşu ülke ile kurulan ticari ortaklıkların ne kadar köklü ve stratejik hale gelebildiğini tescil etmektedir.
Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin “yeni bir sayfaya” geçişi, Büyükada “Prinkipo Palas” adıyla bilinen Rum Yetimhanesi imzalanan Restorasyonla Yeniden Hayat Buluyor

Prinkipo Palas projesi,Türkiye-Yunanistan ilişkisi evriminin ulaştığı en sofistike noktadır
İstanbul’un kültürel hafızasının en önemli yapılarından biri olan ve “Prinkipo Palas” adıyla bilinen Büyükada Rum Yetimhanesi, kapsamlı bir restorasyon projesiyle yeniden işlevlendirilerek şehre kazandırılıyor. Avrupa’nın en büyük, dünyanın ise ikinci en büyük ahşap yapısı olma özelliğini taşıyan tarihi eser, İstanbul Rum Patrikhanesi ile Bilgili Holding liderliğinde ve ĒNSOFI Holding’in katılımıyla hayata döndürülecek.
Tarihi Bir Miras Yeniden Canlanıyor
Ünlü mimar Alexandre Vallaury tarafından 1898 yılında otel olarak tasarlanan Prinkipo Palas, 1903 yılında Eleni Zarifi tarafından satın alınarak İstanbul Rum Patrikhanesi’ne bağışlanmıştı. Uzun yıllar yetimhane olarak hizmet veren ve 1964 yılından bu yana atıl durumda kalarak yıpranan yapı, bu proje sayesinde özgün mimari kimliği korunarak yeniden işlev kazanacak.
5 katlı ve 206 odalı devasa yapı, uluslararası kültürel miras açısından büyük önem taşıyor. 2018 yılında Europa Nostra tarafından “Avrupa’nın Tehlike Altındaki 12 Kültürel Mirası” listesine alınan Prinkipo Palas, gerçekleştirilecek restorasyonla koruma altına alınarak gelecek nesillere aktarılacak.
Uluslararası İş Birliğiyle İmzalar Atıldı
Restorasyon için resmi anlaşma, 15 Haziran 2026 tarihinde İstanbul Rum Patrikhanesi’nde düzenlenen törenle imzalandı. Törene Patrik Bartholomeos, Avustralya Başepiskoposu Makarios Griniezakis, Bilgili Holding Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Bilgili ve ĒNSOFI Holding temsilcileri katılım sağladı.
Proje, İstanbul Rum Patrikhanesi’nin mülkiyetinde, Bilgili Holding ve ĒNSOFI Holding’in yatırım ve geliştirme katkılarıyla yürütülecek. Yetkililer, bu girişimin sadece bir restorasyon çalışması değil, aynı zamanda kültürel mirasın korunması adına uluslararası çapta önemli bir örnek teşkil ettiğini vurguluyor.
Büyükada Rum Yetimhanesi restorasyonunu üstlenen konsorsiyumun önemli ortaklarından ĒNSOFI Holding hakkındaki bu bilgiler, projenin arkasındaki vizyonun büyüklüğünü ve uluslararası ölçekteki gücünü ortaya koyuyor. Özellikle Yunanistan merkezli turizm ve gayrimenkul geliştirme devi TEMES S.A. ile olan doğrudan bağı, projenin sadece bir restorasyon değil, küresel standartlarda bir destinasyon yönetimi hedefi taşıdığını gösteriyor.
ĒNSOFI Holding: Sürdürülebilir Destinasyonların Yeni Mimarı
Büyükada Rum Yetimhanesi projesindeki ortaklığıyla dikkat çeken ĒNSOFI Holding, aslında köklü bir kurumsal dönüşümün ve devasa bir stratejinin temsilcisi olarak öne çıkıyor. TEMES S.A. çatısı altındaki faaliyetlerini ĒNSOFI S.A. ana holding yapısına evrilten grup, stratejik uyum, kurumsal yönetişim ve operasyonel özerklik hedefleriyle dikkat çekiyor.
Çevre, Toplum ve Finans (ESG) temel ilkeleri üzerine inşa edilen kalkınma felsefesiyle hareket eden ĒNSOFI; Costa Navarino ve The Ilisian gibi ikonik projelerin ardından, şimdi de İstanbul’un tarihi mirası Prinkipo Palas’ı bu vizyona dahil ediyor. Grup, sadece Yunanistan Atina Rivierası‘nda değil, genişleyen portföyündeki NYNN, MALT Riviera ve BELT Riviera gibi bağlı kuruluşlarıyla The Ellinikon gibi büyük çaplı projelerde de imzası bulunan bir dev olarak biliniyor.
Hali hazırda 3.500’den fazla çalışanı destekleyen ve önümüzdeki on yıl içinde 20.000’den fazla istihdam oluşturmayı hedefleyen ĒNSOFI’nin, yerel topluluklar üzerinde 10,5 milyar Euro’luk bir ekonomik etki yaratması öngörülüyor. Bu devasa tecrübe ve sürdürülebilir destinasyon yaratma vizyonu, Büyükada’nın tarihi dokusunun korunarak, geleceğe küresel bir marka değeriyle taşınacağının en güçlü kanıtı olarak değerlendiriliyor.
Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin “yeni bir sayfaya” geçişi
Büyükada Rum Yetimhanesi (Prinkipo Palas) restorasyonu, yalnızca mimari bir kurtarma operasyonu değil, aynı zamanda Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin “yeni bir sayfaya” geçişini simgeleyen stratejik bir modeldir.
Bu süreci ve Yunanistan merkezli sermayenin (ĒNSOFI/TEMES S.A. gibi) Türkiye’deki bu denli prestijli bir projede yer almasını şu temel başlıklarla analiz edebiliriz:

Vizyon Ege
Tarihsel ve Hukuki Zeminden “Ekonomik Diploması”na Geçiş
Türkiye-Yunanistan ilişkileri, 1923 Mübadelesi ve Patrikhane meselesi gibi tarihi hassasiyetlerin gölgesinde on yıllarca temkinli bir çizgide ilerlemiştir. 2000’li yılların başından itibaren ise “Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması” gibi hukuki altyapılarla, iki ülke arasındaki ilişkiler “politik gerginlikten“, “ekonomik ortaklığa” doğru evrilmeye başlamıştır. Prinkipo Palas projesi, bu evrimin ulaştığı en sofistike noktadır.
“Yumuşak Güç” Olarak Kültürel Miras
ĒNSOFI Holding gibi, turizm ve sürdürülebilir destinasyon yönetimi konusunda rüştünü ispat etmiş grupların projeye dahil olması, meselenin sadece bir bina onarımı olmadığını gösteriyor:
Stratejik Ortaklık: Bu tür iş birlikleri, ekonomik kazancın ötesinde Türkiye ve Yunanistan arasındaki kültürel ve toplumsal “yumuşak gücü” (soft power) artırmayı hedefler.
İtibar Yönetimi: Avrupa’nın tehlike altındaki mirasları listesinde yer alan bir yapının, uluslararası fonlar ve tecrübeli holdinglerin iş birliğiyle ayağa kaldırılması, taraflar için küresel çapta yüksek bir itibar sermayesi anlamına gelir.
“Destinasyon Yönetimi” Modeli
ĒNSOFI’nin (ve bağlı olduğu TEMES S.A. grubunun) “Costa Navarino” gibi projelerde başarıyla uyguladığı sürdürülebilir lüks turizm modeli, Prinkipo Palas’ın gelecekte nasıl işletileceğine dair ipuçları veriyor. Bu yaklaşım; binayı sadece tarihi bir müze olarak bırakmak yerine, onu sosyal, kültürel ve turistik bir “destinasyon” haline getirerek kendi kendini finanse edebilecek bir ekosisteme dönüştürmeyi hedefler.
Risk ve Fırsat Analizi

Araştırmacı Gazeteci Gökhan Gülmez
Arka Pencere: Bu tür devasa yatırımlar, Türkiye ve Yunanistan ülkenin siyasi ikliminden doğrudan etkilenir. holdinglerin buraya girmesi, projenin her iki tarafın yani Yunanistan ve Türkiye‘nin “en üst düzey” onayı ve güvencesiyle yürütüldüğünü, yani siyasi bir “istikrar taahhüdü” içerdiğini gösterir.
Ekonomik Etki: ĒNSOFI’nin operasyonlarında hedeflediği 10,5 milyar Euro’luk bölgesel ekonomik etki ve binlerce kişilik istihdam projeksiyonu, bu girişimi sadece yerel değil, Ege ve Marmara havzasını birbirine bağlayan dev bir ekonomi hattının parçası olarak kurguladıklarını kanıtlıyor.
Yunan sermayesinin bu denli yüksek profilli bir projede liderlik etmesi, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin “güven sorunu” evresini aşıp, “ortak değer yaratma” evresine geçtiğinin somut bir göstergesidir.
Türkiye için bu proje, kültürel mirasını küresel standartlarda koruma kapasitesini; Yunanistan tarafı içinse komşu ülke ile kurulan ticari ortaklıkların ne kadar köklü ve stratejik hale gelebildiğini tescil etmektedir.
