CHP’nin Düştüğü Hallere Bak , Kimler, Nasıl Bu Noktaya Getirdi CHP’yi ?
Cumhuriyet Halk Partisi… Türkiye’nin en köklü, en eski ve bir anlamda “devletin kurucu partisi.” Cumhuriyet’in değerlerini, Atatürk’ün mirasını temsil eden, tarihsel olarak toplumun farklı kesimlerine umut olmuş bir siyasi hareket.
Ancak bugün geldiğimiz noktada CHP, bırakın iktidar olmayı, kendi içinde iktidar olmayı dahi beceremez hale gelmiş durumda. Peki kimler, nasıl CHP’yi bu hallere düşürdü?
İdeolojik Savrulmalar
CHP’nin en büyük açmazı, kimliğini netleştiremeyişi. Bir yandan “Atatürk’ün partisi” deniyor, öte yandan Atatürk’ün çizgisiyle taban tabana zıt ittifaklara giriliyor. Dün karşı çıktığı siyasetçilerle bugün kol kola giriliyor. Bu çelişki, partinin seçmeninde güven erozyonu yarattı.
CHP, bir gün “sosyal demokrat” bir gün “liberal” bir gün “muhafazakâr açılımlı” oldu. Ama hiçbirinde istikrar sağlayamadı.
Kadrolardaki Çürüme
Parti içinde liyakat yerini “adamcılığa” bıraktı. Yıllarca belediyelerde ya da örgütlerde belirli isimler etrafında dönen çıkar ilişkileri, partiye yeni kan gelmesini engelledi. Yetenekli gençler, temiz geçmişi olan siyasetçiler bir kenara itildi; koltuklarını korumak isteyen eski yüzler partiyi esir aldı.
Yönetim Anlayışı
Her seçimden sonra kaybedilen tek şey sandık olmadı. Asıl kaybedilen, umut oldu. Parti yönetimi her hezimetin ardından suçu ya seçmene ya da dış faktörlere yükledi. İç muhasebe yapılmadı. Liderler değişti ama yönetim anlayışı değişmedi. “Değişim” sadece slogan olarak kaldı.
İttifak Tuzağı
Son yıllarda kurulan ittifaklar CHP’yi daha da zayıflattı. İktidar alternatifi olmak yerine “iktidara karşı geçici blokların” bir parçası haline geldi. Ancak bu birliktelikler, CHP’ye seçmeni genişletme yerine, kendi öz tabanını bile küstürdü. Parti, kendi ideolojik çizgisinden taviz verdikçe, seçmen “Bu parti neyi savunuyor?” diye sormaya başladı.
Belediyelerdeki Kriz
Yerel yönetimler, CHP’nin elindeki en güçlü kozdu. Ancak belediyelerde ortaya çıkan yolsuzluk iddiaları, rant kavgaları ve şeffaf olmayan uygulamalar partinin imajını ciddi şekilde zedeledi. “Halkçı belediyecilik” söylemi, birkaç başarıya rağmen genelde kağıt üzerinde kaldı.
Medya ve Algı
CHP, iletişimde de sınıfta kaldı. Kendi gündemini yaratamayan, sürekli iktidarın belirlediği gündemin peşinden koşan bir partiye dönüştü. Sosyal medyada gençlerle buluşmak yerine, geleneksel ve hantallaşmış yöntemlerle siyaset yapılmaya çalışıldı.
CHP’nin bugün düştüğü haller, bir gecede ortaya çıkmadı. Yılların biriktirdiği yanlışlar, vizyonsuz kadrolar ve günü kurtarma siyasetleri partiyi bu noktaya taşıdı. Oysa Türkiye’nin hâlâ gerçek bir sosyal demokrat partiye ihtiyacı var. Ama bugünkü CHP, ne yazık ki o umudu taşımıyor.
CHP’nin yeniden ayağa kalkması için önce kendi içine dönüp hesaplaşması, köhnemiş kadroları tasfiye etmesi, Atatürk’ün mirasına ve halkın gerçek sorunlarına sırtını dayayan net bir siyaset çizgisine oturması gerekiyor. Aksi takdirde bu tarihi parti, sadece “bir zamanlar” diye anılan bir anıya dönüşecek.